İş kazaları ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Tasarısı

Uykusuz, 10.05.2012

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Tasarısı ile ilgili bir değerlendirme notu yazdım.

Başbakan Tayyip Erdoğan, Dünya Sağlık Örgütü ile SGK’nın hazırladığı rapora yazdığı önsözde şöyle diyormuş:

“Sigara tüketimine yönelik mücadeleyi çok önemsiyorum. Çünkü insanımızı çok seviyorum. Onlara zarar verecek hiçbir şeyin bizim sorumluluğumuzda hayatta kalmasını istemiyorum” [Recep Tayyip Erdoğan, kaynak].

İş kazalarına, sigara yasakları için gösterilen özenden çok daha fazlasının gösterilmesi gerekiyor. İnsanımızı seviyorsak, her yıl 10binlerce işçiyi yaralayan ve binlercesinin hayatını kaybetmesine neden olan şeyleri hayatımızdan çıkarmamız gerekiyor.

Umarım bu yazıda sunduğum değerlendirme, öneri ve eleştiriler iş kazalarının (daha doğrusu, iş cinayetlerinin) engellemesine biraz olsun katkıda bulunur.*

Yazıyı okumak için tıklayın!

* Bu yazıdaki politika önerilerinden bazıları Uğur Gürses’in, iş kazalarını önlemek için teşvik verilmesini öneren bir twitinden ilham almıştır.

Teknolojik İlerleme ve Devletin Rolü

İktisat literatürü bize teknolojik ilerlemenin uzun dönemde iktisadi büyüme için tek yol olduğunu, az gelişmiş ülkelerin gelişmiş ülkeleri yakalayabilmesi için teknolojik ilerleme sağlamaları gerektiğini söylüyor. Peki devletin teknoloji politikası ne olmalıdır? İktisat literatürünün bize söylediklerinden anlıyoruz ki, bir defa eğitim önemlidir ve devletin daha iyi eğitimin sağlanması konusunda aktif bir biçimde çalışması gereklidir. Daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz üzere Türkiye’de eğitimin durumu iyi değildir. Dolayısıyla, ekonomi politikamızın ayrılmaz bir parçası eğitim politikası olmalıdır. Eğitim konusunu 3×4’ünü hallettiğimiz için bu konuyu uzatmıyorum! Yine iktisat literatürü bize, araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) faaliyetlerinin önemli olduğunu söylüyor. Demek ki ekonomi politikasının temel unsurlarından biri de Ar-Ge politikaları olmalıdır. Ancak, iktisat literatürü teknolojik ilerleme ve Ar-Ge konusunda devletin üstlenmesi gereken rolün tam olarak ne olduğunu açık bir biçimde söylemiyor. Bu sebeple, başarılı ülke örnekleri düşünmemize yardımcı olabilir. Dan Breznitz, Innovation and the State: Political Choice and Strategies for Growth in Israel, Taiwan and Ireland adlı kitabında (adından da anlaşılacağı üzere) İsrail, Tayvan ve İrlanda’nın teknoloji politikalarını incelemiş. Bu üç ülkenin ortak özelliği son 50-60 yılda çarpıcı bir teknolojik ilerleme sağlamış olmaları. Breznitz, bu ülkelerin ekonomi ve özellikle teknoloji politikalarını inceleyerek bu ülkelerin çarpıcı performansının ardındaki nedenleri araştırmış…

Yazının devamını okumak için tıklayın!

TTNET Tüketicileri Yanıltıyor… mu?

TTNET kapmanyalarından faydalanmak için 24 aylık sözleşmeye imza atarken dikkatli olun. Çünkü, TTNET sözleşme süresi içinde fiyatları istediği gibi değiştiriyor. Bunu yapabileceğini de açık ve net bir şekilde müşterilerine bildirmiyor. Web sitesinde sunduğu kampanya tablolarıyla da tüketiciyi yanıltıyor… mu?

Örneğin, TTNET web sayfasındaki güncel bir kampanyaya bir bakalım:

TTNET’in bilgilendirme tablosunda 2. ve 12. ay arasında ödeyeceğiniz fiyat belirtilmiş. Ayrıca, 13. ve 24. ay arasında ödeyeceğiniz fiyat da belirtilmiş. Bu tablodaki sunuş, bu fiyatların sözleşme süresince değişmeyeceği izlenimini yaratıyor. Ancak, TTNET sözleşme süresince fiyatları istediği gibi değiştirebiliyor. Bu bilgiyi ise açık ve net bir şekilde müşterilerine bildirmiyor. Aşağıdaki tabloda da göreceğiniz gibi tüm paketler için bilgiyi benzer ve yanıltıcı bir şekilde veriyor.

TTNET”in fiyatları değiştirebileceği bilgisi sayfanın altındaki koşullar kısmında “TTNET yürürlükteki tarifelerde değişiklik yapma hakkına sahiptir” şeklinde belirtiliyor. Bir de sıkça sorulan sorular kısmında şu bilgi var: “12 aylık indirim süresinin bitiminden itibaren kampanya dahilinde seçtiğiniz paketin yürürlükteki tarifesi üzerinden ücretlendirme yapılacaktır. ”

 

Bu şu anlama geliyor, TTNET size 24 aylık sözleşme imzalatırken, sözleşme süresi içerisinde size uygulayacağı fiyatı istediği gibi değiştirebilir. Yani, 12 aylık indirim süresi bittikten sonra 32 TL olmasını beklediğiniz tarifeniz 59 TL olabilir. TTNET bu şekilde bir fiyat değişikliği yaptığında sizin sözleşmeden vazgeçme hakkınız bulunmuyor. 24 ay boyunca TTNET’in istediği ve uygun gördüğü fiyattan TTNET’e abone olmaya devam etmek, veya size yapılan indirimleri geri ödeyerek özgürlüğünüzü kazanmak durumundasınız. TTNET yetkililerine sorarsanız, web sayfasını dikkatle inceleyen müşterilerin bu durumdan haberdar olduğunu söyleyeceklerdir. Kısmen haklılar. Ancak, haklı olmadıkları bir konu var: Eğer fiyatlar sabit olmayacaksa, yukarıdaki tablolarda bu durumun açıkça bildirilmiş olması gerekirdi. Yani kampanya ilgili özet tablonun açık ve net bir biçimde 12 ay sonunda fiyatların değişebileceğini bildirmesi gerekirdi. Bunu yapmadıkları için açıkça tüketicileri yanıltıyorlar gibi… ama kararı siz verin.

Herkes web sayfalarını incelemiyor. Üstelik, yeni abone olacaklar, abone merkezlerinden abone oluyorlar ve muhtemelen kimsenin aklına TTNET’in fiyat değiştirme hakkının olup olmadığını sormak gelmiyor. Zaten imzalatılan onlarca sayfa, sözleşme vb. arasında sözleşmenin detaylarını okuyacak olanların sayısı bir elin parmaklarını geçmez diye tahmin ediyorum. Bu sebeple, pek çok yeni abone kampanyaya kanıp 24 aylık sözleşme imzalıyordur. Bu durumda da tüketicinin yanıltılmadığını söylemek oldukça zor.

Peki, sordunuz diyelim. Doğru yanıt alabilecek misiniz? Görevli size, “TTNET 12. aydan sonra fiyatları istediği gibi değiştirebilir, ama siz sözleşmeden vazgeçemezsiniz” der mi? Belki bazıları diyordur. Ama benim deneyimim bu değil. Geldik bunları yazmamın nedenine.

Bunları yazmamın nedeni şu: TTNET abone olduğum paketin fiyatını bu ay 69 TL’den 75 TL’ye çıkardı. Bu pakete abone olurken, abone merkezinde “fiyat sözleşme süresince aynı kalacak değil mi?” diye sormuş ve fiyatın değişmeyeceği bilgisini aldıktan sonra sözleşmeyi kabul etmiştim. İşlemi abone merkezinde yaptığım için web sitesini incelemedim, bana verilen sözleşmeye hızlıca baktığımda da böyle bir bilgi göremedim. (Şimdi bana verilen sözleşme kopyalarına baktığımda da böyle bir şey göremiyorum). TTNET’e göre bu benim hatam. Görevliye güvenmeyip, sözleşmeleri detaylı bir biçimde okuyup öyle karar vermeliydim. Ben nedense görevlinin verdiği bilgiye güvendim. Aslına bakarsanız, TTNET’in istediği gibi fiyat veya başka şeyleri değiştirebileceği ve benim hiçbir şeyi değiştiremeyeceğim bir sözleşmeyi imzalamam gerçekten salaklık. Ama (1) böyle bir sözleşme olur mu? (2) Sordum ve cevaba güvendim. Nedense yanıltıldığımı düşünüyorum. Kararı siz verin.

Fiyat değişince başka bir pakete geçmek istedim, ancak TTNET sözleşmem nedeniyle alt pakete gecemeyeceğimi söyledi. Alt paket dedikleri 59 TL’lik 8mbps’ye kadar NETLİMİTSİZ paketi. Mevcut paketimin hızı 2mbps, dolayısıyla hız açısından bakarsanız üst pakete geçiyorum, ancak fiyat açısından bakıldığında bu alt paket oluyor. Her neyse, TTNET’e şöyle dedim:

1. Hiç kimse karşı tarafın fiyatları istediği gibi değiştirebileceğini bilerek 24 aylık sözleşme imzalamaz. Beni doğru bilgilendirseydiniz ben de ilgili kampanyadan faydalanmazdım. Bana yanlış bilgi verildiği için beni yanıltarak sözleşme imzalatmış durumdasınız. Bu da sözleşmenin geçersiz olmasına neden olur. Bu sebeple istediğim pakete geçmemi sağlamalısınız.

2. TTNET’in genel sözleşmesinde, TTNET, müşterilerini fiyat değişikliklerinden haberdar eder diyor. Ancak, bana fiyatın değişeceği konusunda da bir bilgi iletilmedi. Fiyat değişikliğini faturamdan öğrendim. Dolayısıyla, sözleşmeye aykırı hareket ettiniz. Bu sebeple, istediğim pakete geçmemi sağlamalısınız.

3. Ayrıca, web sitenizdeki kampanya tabloları, tüketiciyi yanıltacak şekilde hazırlanmış. Tüketiciyi yanıltarak haksız kazanç sağlıyorsunuz. Piyasadaki tekel konumunuzu kötüye kullanıyorsunuz.

TTNET müşteri hizmetleri bu sözlerimi kayda alarak bir şikayet kaydı açtı. Bakalım sonuç ne çıkacak? Daha önceki deneyimimden biliyorum ki hiç bir şey değişmeyecek.

Son olarak şunu da not edeyim. TTNET’ten İnternete bağlanmak için iki seçenek var:

(A) İnternetle birlikte bir de telefon hattı almak zorundasınız. Aldığınız telefon hattı için zorunlu olarak bir paket almak zorundasınız. En düşük paketin fiyatı 21,90 TL. Hiç telefonla konuşmasanız bile bu parayı ödemek zorundasınız. Örneğin, 59 TL’lik internet paketi aldıysanız, internet bağlantınız için toplam 59+21,90 TL ödemek durumundasınız.

(B) İkinci seçenek de şu: Telefon hattı almadan da internet alabilirsiniz. Bunun ismi Yalın İnternet. Yalın İnternet almak için ayda 15 TL ve ilk 12 ay boyunca ayda buna ek olarak 2,5 TL ödemek zorundasınız. Yalın İnternetin keyfini çıkarmak ayda 17,5 TL + İnternet aboneliği için ödeyeceğin miktar. Örneğin, 59+17,5 TL.

TTNET ve TTelekom işbirliği bize Yalın İnterneti bir nimetmiş gibi satmakta bir sakınca görmüyor. Telefon hattınız için 21,9TL lik paketi zorunlu kılmakta da bir sakınca görmüyor. Onlara göre bunlar çok normal. Ben şu anda 2mbps’lik internet için 75TL ve yanında “hediye” gelen Ev Avantaj 100 paketi için de 21,9 TL ödüyorum. 444′lü hatların bu pakete dahil olmaması da ayrıca harika, çünkü çoğunlukla 444′lü müşteri hizmetlerini arıyorum ve 21,9 TL’nin üstüne bir de bu aramalar ekleniyor. TTNET ve TTelekom işbirliğinin bana “telefonu kullandığın kadar öde” seçeneği sunmamış olması tüketici haklarına aykırı ancak özelleştirme sırasında TTelekom’a verilen ayrıcalıklar nedeniyle, itirazlarınızı hiç kimse dinlemiyor.

Her neyse, 2mbps’lik internet için aboneliğin gerçek fiyatı 97 TL! Neden bu kadar ödemek zorundayım? Çünkü başka alternatifim yok. Uydunet ve Superonline henüz bizim Mümkünlü’ye gelmedi. Gelirse, TTNET’i anında bırakacağım. Gerçi TTNET aboneliğinden ayrılmak için TTelekom binasında sorgu odasına alınıyorsunuz (cidden!) ama olsun, TTNET ve TTelekomdan kurtulmak için buna değer.

Teşekkürler TTNET

Teşekkürler TTelekom

Bize tekelin ne kadar kötü bir şey olduğunu hatırlattığınız için!

————

Güncelleme: TTNET şikayetimi değerlendirdi ve 59 TL’lik pakete geçmemi sağladı ve böylece fiyat artışını geri aldı. Siz de benzer bir durumdaysanız beni örnek göstererek şikayette bulunabilirsiniz.

“Börülce ve Uzay Daire Başkanlığı” ve “Yeni Teşvik Sistemi”

Lütfen dikkatli okuyun. Haber şöyle:

“Sinir sistemi hastalıkları, Alzheimer hastalıkları ve bazı virüs ilaçlarında etken maddesi  olarak kullanılan göl soğanının kıymeti nihayet anlaşıldı.”

Mesele şu: Göl soğanını yurt dışına ucuza satıyoruz, alanlar bu soğandan ilaç yapıp bize pahalıya satıyorlar. Buna benzer pek çok haber okumuşsunuzdur. Bu haberlerin bazıları gerçek bazıları ise uydurmadır. Aşağı yukarı şöyle de bir formatı vardır: Efendim boraks yataklarımız var, bor madenini çıkarıyoruz, yabancılar ucuza alıp bize pahalıya geri satıyorlar. Evet. Oluyor böyle şeyler. Bilgisayar üretirken de silikonu, arseniği, fosforu ucuza alıyorlar, bunları bazı şeylerle karıştırıp bilgisayar işlemcisi üretiyorlar. Ucuza alıp pahalıya satıyorlar! Alın işte bizim göl soğanını almışlar ilaç yapımında kullanmışlar. Biz ne yapıyoruz? Bunların ürettiği pahalı ilaçları alıyoruz… Neyse ki, Çevre ve Orman Bakanlığı durumu hemen fark etmiş de Odun Dışı Hizmetler Daire Başkanlığı’nı kurmuş. Daire Başkanı Fuat Şanal aynen şöyle demiş:

“Bizim ürünler ham madde olarak oraya gidiyor, orada bu tesislerde işleniyor, ondan sonra bize kat kat fazlasıyla geri dönüp geliyor. Örneğin kilosunu 35 dolardan İran’a satıyoruz. İran kendi tesislerinde biraz işliyor, 70 dolara Almanya’ya gönderiyor. Almanya ilaç haline getirerek bize ne kadardan sattığı belli değil. Artık Türkiye’de alkoloid tesislerinin mutlaka kurulması gerekiyor.”

Yani diyor ki, biz bugüne kadar hep oduna odaklanmıştık, meğerse göl soğanı da varmış, bu ilaç yapımında kullanıyormuş, hemen ona odaklanalım, hatta kendi Alzheimer ilacımızı kendimiz üretelim! Güzel, üretelim. Yapalım bunu! Tek sorum var: Bunu üretmeyi biliyor muyuz?

Yazının devamını okumak için tıklayın!

4+4+4’te son durum nedir?

4+4+4 kanun teklifinin orijinal haliyle, komisyondan geçen hali arasında önemli farklar var. Gelin teklifin son halinde ne değişiklikler var bir bakalım.

Yazının devamını okumak için tıklayın!

Başbakanın 4+4+4 yorumu

Başbakanımız 4+4+4 eğitim sistemi kanun teklifi ile ilgili şunları söylemiş:

“4 okuyacak 4 daha okuyacak ama ikinci 4′te tercih yetkisi var. Ama devam etmek durumunda. Üçüncü 4′e başlarken isterse açık liseyi tercih edebilir. Bunu yaparken bir rahatlama getiriyor. ABD’de evden eğitim sistemini kurmuş. Biraraya geldiğimizde konuşuyorlar. Türkiye buna niçin Fransız kalsın. [...] İlk 8 yıla devam mecburiyeti getiriyoruz. Kızların okuldan koparılacağı endişesi tamamen yersiz. Kız çocuklarının okullaşma oranı rekor düzeylere çıktı. Bu mu geriye gidiş. İlköğretimde okullaşma oranı 2002′de yüzde 91′i, [..] bugün yüzde 98. Türkiye’de kız çocuklarının okullaşma hızı erkeklerden çok daha fazla.” [kaynak]

1. Evden eğitim sisteminin işleyebilmesi için nüfusun eğitim düzeyinin yükselmesi lazım. Ülkemizde ebeveynlerin eğitim düzeyi hala çok düşük. Aşağıdaki tablo durumu özetliyor.

İlköğretim seviyesinde evden eğitime veya açık öğretime izin vermeden önce genel olarak eğitim düzeyimizin arttırdığımızdan emin olmamız lazım.

2. Kız öğrencilerin okuldan kopacağı endişesi yersiz değil. İlköğretimin ikinci dört yılında evden eğitime izin verilirse, mevcut sistemde okula giden kız öğrencilerin bir kısmı okula gitmeyi bırakabilir.

3. Son senelerde okullaşma oranının, özellikle de kız ğrencilerin okullaşma oranının artmasının temel sebebi, 8 yıl yıllık zorunlu ve kesintisiz eğitim sistemidir. 4+4+4 teklifi 8 yıllık zorunlu, kesintisiz eğitimi kaldırıyor.

 

Bunlarla ilişkili ama aynı derecede önemli bir konu da meskeli eğitim konusudur. 4+4+4 kanun teklifinin gerekçeleri ile ilgili değerlendirmeler ve mesleki eğitim konusundaki yorumlar için aşağıdaki ek okumalara bakılabilir.

Gelişmiş ülkeler gibi olmak için 4+4+4′e ihtiyacımız yoktur!

“Sorumuz şu: 4+4+4 eğitim sistemi ile ilgili kanun teklifinde sunulan gerekçeler yeterli ve ikna edici mi? Bu yazıda, sunulan gerekçelerin yeterli ve ikna edici olmadığını göreceksiniz. Buna ek olarak, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in TÜSİAD’a sorduğu “Dünyada kesintisiz eğitimi uygulayan kaç tane ülke var?” sorusuna da kısmen yanıt bulacaksınız: Eğitim konusunda en gelişmiş ülkelerin çoğunda kesintisiz ve zorunlu eğitim var. Mesleki eğitim ise kanun teklifinde önerildiği gibi zorunlu eğitim tamamlanmadan değil, aksine zorunlu eğitim tamamlandıktan sonra veriliyor. Eğitimde örnek almamız gereken ülkeler, 4+4+4 kanun teklifinde sunulduğu gibi ABD, Fransa ve İngiltere olmamalı. Eğer örnek alacaksak, eğitimde en başarılı ülkeler olarak kabul edilen Avustralya, Yeni Zelanda, Finlandiya ve Danimarka’nın eğitim sistemlerini örnek alabiliriz…”

Yazının tamamını okumak için tıklayın!

En mutlu ülkelerden biri olmamız ne anlama geliyor?

Türkiye’nin mutlulukta dünya üçüncüsü olduğu haberini muhtemelen okumuşsunuzdur. Hemen hemen her gazetede yayınlandı ama durumu özetleyeyim. Ipsos Global’ın yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye mutlulukta zirveye yarışan ülkelerden biriymiş. Sanıyorum bu haberin etkisiyle mutlulukta çoktan birinci sıraya yerleşmişizdir. Şimdi bu aşırı mutluluğumuzu dengelemek için size Türkiye’mizin İnsani Kalkınma Endeksi (İKE), Legatum Refah Endeksi (LRE), Hayat Memnuniyeti Endeksi (HME) ve Başarısız Ülkeler Endeksi’nde (BÜE) hangi sıralarda olduğunu göstereyim:

Tablo 1: Türkiye’nin çeşitli mutluluk/kalkınma sıralamalarındaki yeri

Kişi başına gelir: Satınalma gücü paritesine göre ayarlanmış kişi başına GSYH (2011)
İKE: İnsani Kalkınma Endeksi, LRE: Legatum Refah Endeksi
HME: Hayat Memnuiyeti Endeksi,BÜE: Başarısız Ülkeler Endeksi.
BÜE’de 1. ülke en başarısız ülke, sonuncu ülke en başarılı ülke.

Mutluluğunuzu biraz olsun dengeleyebildiysem, şimdi yazıya başlayabiliriz.

Yazının devamını okumak için tıklayın!

Eğitimde Kadın-Erkek Eşitsizliği

Kaynak: TÜİK

Grafiği büyütmek için üzerine tıklayın!

Faili meçhul istatistikleri

TÜİK web sitesinde başka bir konudaki verilere bakarken faili meçhuller ile ilgili şu istatistikler ile karşılaştım. Belki ilginizi çeker diye özet iki grafik paylaşıyorum.

1. Zaman aşımına uğrayan davalarda Diyarbakır birinciymiş

2. Faili meçhul dava dosyası sayısında Diyarbakır birinci, Van ikinci sıradaymış.

Diğer veriler aşağıda:

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes