Neuroeconomics: More than inspiration, less than revolution

Aydinonat, N. Emrah (2010) “Neuroeconomics: More than inspiration, less than revolution”, Journal of Economic Methodology, forthcoming.

Abstract: Gul and Pesendorfer (2008) argue that neuroeconomics is evidentially and explanatorily irrelevant to economics, because neuroeconomics and economics ask different questions and utilize different abstractions. They suggest neuroeconomics is only relevant as a source of inspiration for economists. The present paper accepts their basic premise and asks whether the fact that neuroeconomics and economics ask different questions implies that neuroeconomics is irrelevant. The paper argues that Gul and Pesendorfer overlook some important respects in which neuroeconomics is relevant for economics. First, neuroeconomics can improve singular explanations in economics. Second, and more importantly, it improves our understanding of economic phenomena. And finally, it helps us asses the plausibility of our conjectures concerning economic phenomena. It may be true that neuroeconomics will not revolutionize economics (at least in the short run), but it is more than a source of inspiration.

Keywords: Neuroeconomics, explanation, understanding, explanatory relevance, evidential relevance.

JEL Codes: B41, D87

[UİT SINAV] Günün Sözü!

Uluslararası İktisat Teorisi dersi final sınavında verilen cevaplardan biri şöyle:

“Heckscher-Ohlin modelindeki endüstri içi ticaret olgusuna göre sanayileşmiş ülkeler arasındaki ticaretin artmasının arkasındaki olgu endüstri içi ticaret olgusudur.”

Hmmm!

Sınav Kağıtları!

sinavkagitlari1

Umarım hepsi iyidir…

19 OCAK’ta NE OLMUŞTU?

Hrant için Adalet için!

Konferans: Batı Medyasında Filistin’in İnsanlığını Savunmak – Naomi Klein

2010 Hrant Dink İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Konferansı

Tutarlı Olmanın Gücü: Batı Medyasında Filistin’in İnsanlığını Savunmak

Naomi Klein

İsrail son aylarda, işgale karşı direnişlerini ilkeli ve şiddet içermeyen eylemler üzerinden yürütmeyi tercih eden Filistinli aktivistleri hedef alan bir dizi acımasız saldırı yürütüyor. Özellikle malum “güvenlik duvarı”nın inşasına karşı çıkan ve Güney Afrika’daki Apartheid’in tamamıyla sona ermesini sağlamış boykot ve yaptırımların İsrail’e de uygulanması çağrısında bulunan başlıca liderler tek tek tutuklanıyor. İsrail’in bu saldırılarına karşı şu anda yürütülmekte olan uluslararası kampanya ise, belirli bir siyasi öneriye odaklanmak yerine, İsrail’in uluslararası hukuka tamamıyla riayet eder hale gelmesinde ısrar ediyor. Bu talep İsrail’in yayılmacı sömürge politikaları açısından o kadar rahatsız edici ki, kampanyaya kara çalmak için “lawfare” (hukuk savaşı) gibi yeni sözcükler icat edildi. Bu konuşma, Filistin haklar mücadelesinin bu en son aşamasını, bunun hem Batı’daki ifade özgürlüğünün sınırlarını göstermek açısından taşıdığı anlamı hem de Yahudilerle Filistinliler arasında en sonunda hakiki bir eşitlik sağlama konusunda yarattığı umudu sorgulayarak tartışacak.

Yer: Boğaziçi Üniversitesi, Büyük Toplantı Salonu (BTS), Güney Kampus
Zaman: 25 Ocak 2010, 15:00

En ucuz internet mi?

Pahalı, yavaş ve yasaklı internetin “anavatanı”ndan merhaba!

Geçenlerde Radikal’de ve pek çok başka gazetede şöyle bir haber yer alıyordu: “Türkiye internet ücretinde Avrupa’nın en ucuz üçüncü ülkesi” ve haberde aynen şu ifadeler vardı:

“Avrupa’daki sabit ücret dahil en ucuz DSL (Dijital abone hattı) tarifelerine bakıldığında, İspanya aylık 40 avro ile Avrupa’nın en pahalı internetini kullandırıyor. Türkiye ise aylık 14 avro ile Romanya ve Fransa’nın ardından en ucuz üçüncü ülke konumunda bulunuyor.” [haber]

Haber yanlış değil eksik. Yavaş, limitli, aksak ve yasaklı bir internet bağlantısının; hızlı, limitsiz, tutarlı ve güvenli bir internet bağlantısından ucuz olmasından doğal bir şey pek tabii ki olamaz. Doğru karşılaştırma için aynı kalitede ve hızda internet bağlantısı fiyatlarını karşılaştırmak gerekir.

Siz 1mbps’lik internet bağlantısına 45 Lira, yani yaklaşık 22 Euro verirken, Finlandiya’daki bir vatandaş sizinkinin iki katı hızdaki, 2mbps’lık bir bağlantı için 24 Euro ödüyor (inanmayan baksın!). Bir Fin kardeşimiz hemen hemen aynı parayı ödeyerek iki katı hizmet alabiliyor. Bir de hızlı internet fiyatlarını karşılaştıralım: Türkiye’de 8mbps limitsiz internet 99 Lira, yani yaklaşık 46 Euro. Finlandiya’da ise 10mbps limitsiz internet 45 Euro (inanmayan baksın!) Finlandiya’dayken hem Welho’nun kablo hem de DNA’nın 3g internet bağlantılarını kullanmış biri olarak sizlere şunları da söyleyebilirim. Aynı fiyata sadece daha hızlı internet satın almıyorsunuz, daha iyi hizmet alıyorsunuz. Bir defa size söz verilen hızı gerçekten görebiliyorsunuz. Bağlantı hızınız 8mbps ise hep 8mbps oluyor. Bizdeki gibi 8mbps’ye çıkma ihtimaline para vermiyorsunuz yani. Bunlara ek olarak bağlantınız ikide bir kopmuyor ve isterseniz youtube’a isterseniz Richard Dawkins’in web sitesine girebiliyorsunuz.

Finlandiya, Avrupa’nın en pahalı ülkelerinden biri ama internet söz konusu olduğunda Türkiye daha pahalı. Türkiye’de internet’in ucuz mu pahalı mı olduğunu öğrenmek istiyorsanız, doğru bir karşılaştırma yapabilmek için 1mbps başına aylık fiyatı karşılaştırabilirsiniz. Ama durun yorulmanıza gerek yok. Burada yapılmışı var. Aşağıdaki tablo internet hızlarını ve fiyatlarını karşılaştırıyor [kaynak].

internetspeed

Bu karşılaştırmaya göre ülkemiz hem hız hem de fiyatlar konusunda pek çok dünya ülkesinin gerisinde yer alıyor. Hız konusunda Japon’ya, Kore, Finlandiya, İsveç başı çekiyor. Türkiye ve kardeş ülkemiz Meksika (bu kardeş ülke meselesine başka yazıda değineceğim) sonlarda çırpınıyor. Fiyat konusunda ise ülkemiz grafikteki en kırmızı ülkeler arasında yer alıyor. En kırmızı, yani en pahalı!

Pahalı, yavaş ve yasaklı internetin anavatanlarından birinde yaşıyoruz diye son zamanlardaki önemli gelişmeleri göz ardı edecek değiliz elbet. Birincisi, her geçen gün daha fazla kişi internete bağlanıyor ve yavaş yavaş düşük gelir grupları da internete erişmeye başlıyor. Bu iyi bir şey. Gerçi çoğu zaman internet kullanımı facebook ve msn ile sınırlı kalıyor ama olsun. Bu da yakın gelecekte değişecektir. İkincisi, internet hizmeti verenler arasında tatlı olmasa da bir rekabet başlamış durumda. Örneğin, artık ADSL ve kablo’ya bağımlı değiliz. Hem 3G ile hem de bazı yerlerde fiberoptik kablolarla internete bağlanabiliyoruz. 3G internet, interneti müzik, resim, film vb indirmek için kullanmayanlar önemli bir alternatif. Yaklaşık olarak ADSL ile aynı fiyata her yerden internete bağlanmak artık mümkün. Fiber-internet ise yavaş yavaş piyasaya giriyor. Fiber-internet’in önüne bugüne kadar pek çok engel çıktıysa da internet sağlayıcılar sitelerle anlaşarak yer altından evlere kadar uzanan fiberoptik kablolar döşemeye başladılar. Fiber-internet çok yüksek hızlarda (mesela şu andaki bağlantınızın 50 ila 100 katı hızlarda) internete bağlanmayı mümkün kılıyor. Fiyatları da oldukça uygun. Yakında bugün 1mbps’lik internete vereceğiniz 45 lira ile 10mbps internete kavuşabileceksiniz. (Tabii fiber-internetin yaygınlaşması zaman alacak.)

Özetle, durum iyiye gidiyor. Özellikle 3G alternatifi bence rekabeti arttırdı. Fiber-internet yaygınlaşınca sanırım kimse kötü bir internet bağlantısını bu kadar pahalıya satmaya cesaret edemeyecek. Biz ilerliyoruz, peki diğer ülkeler duruyor mu? Hayır! Örnek mi? Buyrun. Finlandiya geçen senenin sonunda 1mbps’lik internet bağlantısını her vatandaşı için yasal hak haline getirdi. Yani biz daha temel hak ve özgürlüklerin sağlanması konusunda ilerlemeye çalışırken (debelenirken), onlar internet bağlantısını vatandaşlarının haklarından biri olarak kayıtlara geçirdiler (ilgili haber).

Bu yazıyı bir yabancıya övgü yazısı olarak algılayanlar, bana “git Finlandiya’da yaşa o zaman” demek isteyenler olabilir. Ama bu yanlış olur. Bir defa Finlandiya her türlü avantajına rağmen o kadar da yaşanacak bir yer değil (özellikle soğuk ve karanlık olduğu dönemlerde). Ben istiyorum ki çok sevdiğimiz yalnız ve güzel ülkemizde herkes internete bağlanabilsin, herkes malümata rahatlıkla ulaşabilsin. Rakı, balık, şiş kebaba ek olarak hızlı ve ucuz internet de olsa fena mı olur yani? Tabii bunun için eğitim ve teknoloji politikalarımızı gözden geçirmemiz ve demokrasi konusunda da kırk fırın ekmek yememiz gerekiyor. Biliyorum.

Yaratıcılığı Yok Eden Yasalar (Larry Lessig)

2007 yılından bir güzel bir TED konuşması:

Ariel Rubinstein: “Some thoughts on neuroeconomics and choice theory”

Rubinsteinemail

Ariel Rubinstein 25 Aralık’ta Boğaziçi Üniversitesi’nde bir sunuş yapacak:

Ariel Rubinstein

Tel Aviv University & New York University
TALK SERIES ON GAME THEORY AND SOCIAL SCIENCES II
“Some thoughts on neuroeconomics and choice theory”
25.12.2009 Cuma, 15:00 @ OFB

Piyasa Ütopyası

piyasautopyasi

İşte okunması gereken bir kitap daha. Hacettepe Üniversitesi’nden Hüseyin Özel’in Piyasa Ütopyası başlıklı kitabını bugün aldım.

İşte kitabın tanıtım yazısı:
“Kitapta savunulan düşünce, piyasa sisteminin hem iktisadi hem de toplumsal bakımdan kendi kendisini yeniden üretme kapasitesinin son derece yüksek olmasına karşın, kurumsal özellikleri ve dayandığı toplum modelinin taşıdığı istikrarsızlık eğilimleri yüzünden, bu yeniden üretimin kimi zaman sistemin sonunu bile getirebilecek kadar sorunlu olduğudur. Bir başka deyişle, piyasa mekanizmasına dayanan bir toplum tasarımı, en az alternatif toplum tasarımları kadar uygulanamaz niteliktedir ya da Kari Polanyi’nin deyişiyle, piyasa sistemi, “düpedüz bir ütopya”dır.”

Paul A. Samuelson 94 yaşında vefat etmiş…

Modern iktisadın ortaya çıkmasında çok önemli bir rol oynayan ve bu sebeple de heterodoks iktisatçıların çok ahını alan Paul A. Samuelson 94 yaşında vefat etmiş. The New York Times haberi şöyle veriyor:

“Paul A. Samuelson, the first American Nobel laureate in economics and the foremost academic economist of the 20th century, died Sunday at his home in Belmont, Mass. He was 94. [...]

In receiving the Nobel Prize in 1970, Mr. Samuelson was credited with transforming his discipline from one that ruminates about economic issues to one that solves problems, answering questions about cause and effect with mathematical rigor and clarity.

The New York Times’ın haberini okumak için tıklayın.

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes