Economics Made Fun Symposium

Jack Vromen ile birlikte düzenlediğimiz Economics Made Fun in the Face of the Crisis başlıklı sempozyumun programı belli oldu. Program şöyle:

10.12.2010 Cuma

09:00 – 09:30 Welcome
09:30 – 10:30 Diane Coyle (keynote): “Who’s laughing now at the dismal science?”

10:30 – 10:45 Break: Coffee etc.

10:45 – 11:30 Uskali Mäki: “On the philosophy of the new kiosk economics of everything”
11:30 – 12:15 N. Emrah Aydinonat: “The two images of economics: Why the fun disappears when important questions are at stake?”

12:15 – 13:30 Lunch

13:30 – 14:15 Jack Vromen: “Finding the Right Levers; Introducing Fines in Kindergartens and All That…”
14:15 – 15:00 Peter M. Spiegler: “The Unbearable Lightness of the Economics-Made-Fun Genre”

15:00 – 15:15 Break: Coffee etc.

15:15 – 16:00 Björn Frank: “Economic Page Turners”
16:00 – 16:45 Paul Teule & Erwin Dekker: “Economics made fun, and made fun of”

16:45 – 17:00 Break: Coffee etc.

17:00 – 18:00 Robert H. Frank (keynote): “The Economic Naturalist Writing Assignment”

19:00 Conference Dinner

11.12.2010 Cumartesi

10:30 Coffee

10:45 – 11:30 Jean Baptiste Fleury: “The Evolving Notion of Relevance: An Historical Perspective to the “Economics-Made-Fun” movement”
11:30 – 12:15 Edward Nik-Khah and Rob Van Horn: “Inland Empire: Economics Imperialism as an Imperative of Chicago Neoliberalism”

12:15 – 13:30 Lunch

13:30 – 14:15 Roger Backhouse: “Economics is a serious (and difficult) subject”
14:15 – 15:15 Ariel Rubinstein (keynote): “Are economists economic agents?”
15:15 – 15:30 Closing

Sempozyumla ilgili daha fazla bilgi edinmek için şu sayfayı ziyaret edebilirsiniz: http://www.eur.nl[...]economics_made_fun/

Sevda Demirel vak’ası: Sağlık Bakanlığı bizim yerimize neyin ahlaklı olduğuna karar verebilir mi?

Hayır, bir taraftan ahlak zabıtalığı yapıp öbür taraftan web sitelerinde “S.DEMİREL FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN!” gazeteciliği yapan kafası karışık gazetelerden bahsetmeyeceğim. Yazı, devletin ve devlet kurumlarının bizim için neyin ahlaklı olup olmadığına karar verip veremeyeceği ile ilgili.

Yazının sonunda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim:

Sağlık Bakanlığı bize (mealen) diyor ki, eğer üreme konusunda tıbbi yardım almak istiyorsan evli olmalısın, evli olmadığın birinin spermi ile seni döllemeyi (bu senin sevdiğin, hayat arkadaşın, partnerin bile olsa) ahlaklı bulmuyoruz; ayrıca sperm bankasına da başvuramazsın, çünkü bu da evli olmadığın bir adamdan çocuk yapman demektir! Türkiye’de sperm bankası kurulması ve bireylerin sperm bankalarından faydalanması önündeki engelin asıl gerekçesi işte bu ahlaki gerekçedir. Devletin ve hükümetlerin bizim yerimize neyin ahlaklı olduğuna karar vermesi yanlıştır. Sağlık Bakanlığı’nın evli çiftler ile evli olmayan çiftler arasında ayrım yapması medeni kanunla bize verilen tek başına çocuk sahibi olabilme hakkı ile çelişmektedir.

Şimdi gelin konuyu biraz daha derinlemesine inceleyelim:

Yazının devamını okuyun Sevda Demirel vak’ası: Sağlık Bakanlığı bizim yerimize neyin ahlaklı olduğuna karar verebilir mi?

Vekillerimiz Nükleer Tartışıyor!

TBMM’deki nükleer santral tartışması Homer Simpson’u bile endişelendirecek nitelikteydi.

Nükleer enerji gibi ciddi ve potansiyel olarak tehlikeli bir meselenin mecliste nasıl tartışıldığını okumanızı öneriyorum.

İşte vekillerimiz nükleer tartışıyor! Meclis tutanaklarından kesitler:

MUHARREM İNCE (Yalova) – Dünyada bunun bir ikinci örneği yok. Nükleeri savunan bir çevre komisyonu başkanının dünyada bir ikinci örneği yok.

HALUK ÖZDALGA (Devamla) – Sen oradan öyle konuşarak hiçbir yere gidemezsin, mesafe alamazsın.

[...]

HALUK ÖZDALGA (Devamla) – Boş laflarla 5 metre yol alamazsın, hiçbir yere gidemezsin. Onların cevabını zaten sen söylemeden ben verdim.

BAŞKAN – Sayın Özdalga, lütfen, Genel kurula hitap eder misiniz.

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Sen işine bak, işine! Satılmış! Dönek!

HALUK ÖZDALGA (Devamla) – Avrupa’daki aklı başındaki çevreciler de bunları savunuyor zaten.

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Sen CHP’ye laf söyleyecek adam mısın!

BAŞKAN – Sayın Ağyüz, lütfen…

HALUK ÖZDALGA (Devamla) – Evet, iklim değişikliğini savunanlar da.

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Sen kendi işine bak, sahtekâr!

HALUK ÖZDALGA (Devamla) – Bağır bağır, ne kadar sesin varsa bağır, içeriksiz, boş laflarla bağır. Boş, boş…

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Döneksin sen dönek!

BAŞKAN – Sayın Ağyüz, lütfen…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Dün solcu olmuşsun bugün dinci, dün çevreci olmuşsun bugün nükleerci!

HALUK ÖZDALGA (Devamla) – Boş, söylediklerinizin hiçbir değeri yok.

BAŞKAN – Sayın Özdalga…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Senin ne olduğun belli mi?

HALUK ÖZDALGA (Devamla) – Gelelim bu anlaşmaya, önümüzde duran anlaşmaya.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Pervane!

[...] Yazının devamını okuyun Vekillerimiz Nükleer Tartışıyor!

Maden Kazaları: Kader mi Basiretsizlik mi?

“Herhangi bir önemli problemin patates ile çözülebileceğini düşünmek bir hatadır.” — Douglas Adams

RTE: Bana bakın bir daha grizu falan patlarsa öyle abartıp 30 kişi birden ölmeyin!

Hatırlarsanız başbakanımız maden kazalarının kader olduğunu ima etmişti. Şöyle demişti:

“20 yıl gerisine kadar incelediğimde, ta 90′lı yıllardan bugüne kadar Zonguldak bölgesinde bu tür kazaları, grizu facialarını yaşadık. Ben de geldim, bu tür ocaklar nasıl ocaktır diye indim. 2 bin metre derinlikteki kömür madeni ocaklarında çalışan kardeşlerimin nasıl çalıştıklarını gördüm. Onlarla orada iftar yaptım. Bu mesleğin, kaderinde maalesef var. Bu mesleğe giren kardeşlerim de, bu mesleğe girerken içerisinde bu tür şeylerin olacağını bilerek giriyorlar.” [19.05.2010 ntvmsnbc, kaynak]

Tabii başbakanımız “onlarla orada iftar yaptım. Bu mesleğin, kaderinde maalesef var” derken madenciliğin kaderinde başbakanlarla iftar yapmak olduğunu kastetmiyor, madencilerin kazaya kurban gitmesinin madencilikte “normal” bir şey olduğunu abartılmaması gerektiğini söylemeye çalışıyor. Bu yorumun doğru olduğunu daha sonraki bir konuşmasında teyit ediyor:

Yazının devamını okuyun Maden Kazaları: Kader mi Basiretsizlik mi?

TÜBİTAK Başkanı Nüket Yetiş’e Ali Nesin’den Açık Mektup

Ali Nesin’in mektubunu aynen yayınlıyorum:

TÜBİTAK Başkanı Sayın Prof. Dr. Nüket Yetiş’e Açık Mektup

Ali Nesin
İstanbul, 7 Haziran 2010

Sayın Prof. Dr. Nüket Yetiş,
Sorumlusu olduğunuz TÜBİTAK’tan şikâyetçiyim. Sadece ben değil, matematikçi ya da değil, tanıdığım herkes şikâyetçi. Ben kendi dertlerimi size anlatmak istiyorum. Eğer isterseniz diğerlerinin dertlerini kendilerine sorup dinlersiniz.

Yazının devamını okuyun TÜBİTAK Başkanı Nüket Yetiş’e Ali Nesin’den Açık Mektup

Elinor Ostrom – Kurumlar

Kurumlar, Coğrafya ve Büyüme – Roberto Rigobon

Institutions, Geography, and Growth – Roberto Rigobon, 5-6-2004, 57 dakika

Konferans: Yeni Kurumsal İktisat

Konferans: Modern Developments in New Institutional Economics & Works in Ronald Coase Institute
20 Mayıs Perşembe 2010, Saat 14:00

Program:

“Modern Developments in New Institutional Economics” – Lee Benham (Washington University in St. Louis)

“Works in Ronald Coase Institute” – Alexandra Benham ( Ronald Coase Institute)

Yer: Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu Konferans Salonu, İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü (Besim Ömer Paşa Cad. No:7 Üniversite 34452 / İSTANBUL)



Daha Büyük Haritayı Görüntüle

Yunanistan ve Avrupa: Bağlantılar

greece debt

The New York Times'ın malümatgrafını görmek için resme tıklayınız!

Avrupa’nın borç krizi ile ilgili sorularınıza yanıtlar:

Okumaya değer bir kaç yazı:

Wade Hands’in The Invisible Hand in Economics hakkındaki değerlendirmesi

Wade Hands, The Invisible Hand in Economics için bir değerlendirme yazısı yazmış. Aşağıda yazının son paragrafını bulacaksınız.

“In summary, I found Aydinonat’s book to be a very important contribution to the literature. This is not to say that I would not quibble about specific details of his argument – but it does provide a very useful, and quite coherent, framework for thinking about the explanatory power and adequacy of invisible hand-type explanations. Such explanations are so pervasive in economics – for some they define economics – and yet we previously lacked any coherent framework for situating them within the broader context of scientific explanations in general. Aydinonat has provided us with a badly needed framework for investigating these issues. The Invisible Hand in Economics will not be the last word on invisible hand explanations, but it will become an obligatory reference point for any future research on the subject, and I recommend it to anyone who would like to better understand this very important class of models. “

Eğer bu değerlendirme yazısının tamamını okumak istiyorsanız History of Political Economy web sitesini ziyaret etmelisiniz.

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes