Kalkınma ve Çokeşlilik! "Üç karımla yaşıyoruz kime ne?" ?>

Kalkınma ve Çokeşlilik! "Üç karımla yaşıyoruz kime ne?"

[Aydınonat, N.E. (2008) “Kalkınma ve Çokeşlilik”, Mülkiyeliler Birliği E-Bülten, Aralık (No. 8)]

Neden gelişmiş ülkelerde genellikle tekeşlilik hâkimken az gelişmiş ülkelerde çokeşlilik görülmektedir? İktisadi kalkınma ile eş sayısındaki azalma arasındaki ilişkinin nedenleri nelerdir?

Ülkemizden bir örnek: Mustafa Karaduman

Tekbir Giyim’in sahibi Mustafa Karaduman geçen aylarda “üç karımla yaşıyoruz kime ne?” diyerek infial yaratmıştı. Sabah gazetesinde 2006 yılında yayınlanan röportaja göre Mustafa Bey “‘İslam zinaya karşı dört evlilik vermiş” diyor ve bakın soruları nasıl yanıtlıyor:

“Kaç eşiniz var?
-Yedi çocuğum tek hanımdandır. Tabii Kur’an’ın hükümlerinin karşısına geçmek mümkün değil. Dört eşliliğe karşı olmam da mümkün değil, çünkü helaldir. Ancak Türkiye’nin şartları olduğunu da kabul ediyorum.
İkinci eş isteseniz, eşiniz ne der?
-Türkiye koşullarında kabul etmez. İslam ülkelerinde, bir adam ikinci, üçüncü kez evlenebiliyor. Düğün hazırlıklarını eşiyle birlikte yapıyor. Oradaki kültür o!.. Türkiye’de ise bunun tersi. Burada gayri meşru hayata sıcak bakılıyor ve kimsenin tepkisi yok. Ancak biri, Allah’ın emriyle evlendiğinde, yer yerinden oynuyor; buna Müslümanlar bile tepki gösteriyor!” [2]

Eğer Mustafa Bey’in bugün söyledikleri doğruysa, kendisi 2006’da eşinin ikinci eş isteğini kabul etmeyeceğini söylerken sanırım doğruyu söylemiyordu — ya da zaten ikinci eşi çoktan almış olduğu için soruyu ciddiye almamıştı. Her neyse, biz konumuza dönelim. Aynı Mustafa Bey, bu röportajda bir de şöyle demiş:

“İlkokulu bitirdiğimde, teyzemin kızıyla sözümüz vardı. Ancak onlar Malatya’ya taşınmışlardı. Babam onu getirmeye gittiğinde, ‘Kızımız nasıl köye gider de, yaşar!’ düşüncesiyle babası kızı bize vermedi!.. Kadınları ulaşılması zor gibi düşündüm!.. Bu, maddi yoksulluğun vermiş olduğu bir düşünce de olabilir. Utangaçtım da!.. ” [2]

Bu sözlerden anladığımız kadarıyla maddi durumu iyileşince Mustafa Bey’in birden fazla eş alması mümkün olmuş. Defileler sayesinde de utangaçlığı azalmıştır sanırım (en azından fotoğraf öyle diyor[*]).

Şimdi “Mustafa Beyin eşlerinden bize ne!” diyor olabilirsiniz. Öyle demeyin. Konumuz kalkınma ve çok eşlilik. Sorumuz ise şu: Neden gelişmiş ülkelerde genellikle tekeşlilik hâkimken az gelişmiş ülkelerde çokeşlilik görülmektedir? İktisadi kalkınma ile eş sayısındaki azalma arasındaki ilişkinin nedenleri nelerdir?

Kalkınma ve Çokeşlilik!

İlk akla gelen kaba bir açıklama şöyle olabilir. Kadınların kendilerine ve çocuklarına bakabilecek güçlü ve zengin erkekleri tercih ettiğini varsayarsak, güçlü ve zengin erkeklerin, güçsüz ve yoksul erkeklere oranla daha fazla eş sahibi olmasının mümkün olduğunu düşünebiliriz. Dolayısıyla, erkekler arasındaki eşitsizliğin çok eşliliğin nedenlerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. Çokeşliliğin varlığını açıklamaya çalışan sosyal bilimciler (ve biyologlar) bu cinsiyetçi bakış açısını sık sık kullanıyorlar. Beğenmesek de bu kaba açıklama Mustafa Bey’in hissiyatını bir ölçüde açıklıyor. Az gelişmiş toplumlarda, parası olmayan erkekler tek eşi bile zor bulurken, parası olanlar birden fazla eşle birlikte olabiliyorlar. Mustafa Bey’in para kazanmaya başladıktan sonra eş sayısını arttırması bu duruma örnek teşkil ediyor olabilir. Tekrar edersek, daha fazla para ve güce sahip erkekler, çocuklarına (ve kendilerine) güvenli bir gelecek sağlamak isteyen kadınlar tarafından tercih ediliyorlar ve eğer bir erkek birden çok kadına böyle “mutlu” bir gelecek sağlayabiliyorsa, o da Mustafa Bey gibi birden fazla eş sahibi olma “şans”ını elde ediyor. Evrim teorisi terimleriyle düşünürsek, kadınlar genlerini bir sonraki nesle güvenle aktarmak için Mustafa Bey gibi güçlü ve kuvvetli erkekleri tercih ediyorlar ve böylece Mustafa Bey de genlerini bir sonraki nesle kolayca aktarıyor (en az 7 tane çocuğu var adamın!).

Ne var ki, bu kaba ve cinsiyetçi açıklama bizlere gelişmiş toplumlarda çokeşliliğin neden ortadan kalktığını açıklamıyor. Sorun şu: eşitsizlik sadece az gelişmiş toplumlarda olan bir şey değil. Gelişmiş toplumlarda da erkekler arasında büyük gelir (ve güç) farklılıkları var. Eğer çokeşliliğin tek nedeni erkekler arasındaki eşitsizlik olsaydı, gelişmiş toplumlarda da çokeşlilik olması gerekirdi. Gelin buna tekeşliliğin gizemi diyelim!

Tekeşliliğin Gizemi

Tekeşliliğin gizemini çözmeye çalışan pek çok çalışma var. Bu çalışmalar çokeşlilik ve erkekler arası eşitsizlik (güç ve zenginlik farkları) arasında bir ilişki olduğunu genellikle veri alıyor. Yani, kaba açıklamamızı kabul ediyor ancak bu açıklama çokeşliliği açıklarken, tekeşliliği açıklayamadığı için erkekler arası eşitsizliğe ek olarak başka bir açıklayıcı değişken arıyorlar. Biz de aynı yolu izleyip, örneğin, acaba kadınlar arası eşitsizlik tekeşliliğin ortaya çıkmasına neden olmuş olabilir mi diye sorabiliriz. Çünkü, erkekler eşit olmadığı gibi kadınlar da eşit değil.

Soralım: Acaba, kadınlar arası eşitsizlik tek eşliliği açıklamamıza yardımcı olabilir mi, tekeşliliğin gizemini ortadan kaldırabilir mi?

The American Economic Review’in Mart 2008 sayısında yayınlanan bir makale tam da bu soruyu soruyor [3]. Makale, erkekler arasındaki eşitsizliğin kaynağının, yani nedeninin, çokeşlilik açısından önemli olduğunu söylüyor. Az gelişmiş toplumlardaki eşitsizliğin genelde sadece mal ve mülk miktarındaki farklardan kaynaklandığını ancak gelişmiş toplumlarda eşitsizliğin çoğu zaman beşeri sermaye (eğitim, deneyim vb.) arasındaki farklardan kaynaklandığını vurguluyor ve kadınlar arası eşitsizliğin bu sebeple önem kazanmış olabileceğini söylüyor.

Kabaca şöyle düşünebiliriz. “İlkel” bir toplumda sadece güç ve sağlık önemlidir. Güçlü ve sağlıklı erkekler, sağlıklı kadınları elde etme konusunda sağlıksız erkeklere göre daha çok şanslıdır. Bu toplumlarda, güçlü erkek birden fazla sağlıklı eşe sahip olabilir. Ne var ki, ilkel toplumdan kapitalist topluma doğru ilerlerken, erkekler sahip oldukları arazi, sermaye vb. gibi şeyler açısından da eşit olmamaya başlar. Toplum geliştikçe sağlıklı bir çocuk yetiştirmek sadece güce ve eşlerin sağlık durumuna değil aynı zamanda bunların maddi kaynaklara erişimine de bağlı hale gelir. Daha çok maddi kaynağa erişebilenler çocuklarını daha iyi yetiştirebilirler. Dolayısıyla, daha gelişmiş toplumlarda güç, sağlık ve maddi kaynaklara erişim açısından zengin olan erkeklerin kadınlar tarafından daha çok tercih edileceğini söylemek mümkün olabilir. Bu toplumlarda güçlü ve zengin erkek çokeşli olma şansını elde eder. Ama toplumlar geliştikçe sadece güç, sağlık ve maddi kaynaklara erişim de para etmeyebilir.

Toplumlar geliştikçe fiziki sermayenin yanında beşeri sermaye de önem kazanır. Yani kişilerin eğitim düzeyleri ve sosyal çevreleri, en az güçleri, güzellikleri ve maddi kaynaklara erişimleri kadar önemli hale gelir. Dolayısıyla, iyice gelişmiş toplumlarda kadınlar çocuklarına daha iyi bir gelecek sağlamak için sadece güce, yakışıklılığa ve paraya değil aynı zamanda eğitime ve sosyal ilişkilere de önem verir. Bu kaba cinsiyetçi teorimize göre, iyice gelişmiş toplumlarda kadınlar MIT’de doktora yapan yakışıklı bir zengini, ilkokul mezunu yakışıklı bir zengine tercih edecektir.

Ancak, durun bir dakika. Toplumlar bu şekilde geliştikçe kadınların eğitim düzeyleri arasında da farklılıklar görülecektir öyle değil mi? Mesela, ilkokul mezunu bir kadın, MIT’de doktora yapan adamı tercih etmeyebilir. Aynı şekilde, MIT’de evrimci biyoloji doktorası yapan bir kadın, bizim Mustafa Bey’e kuma gitmek istemeyebilir. Demek ki, toplumlar geliştikçe kadınlar arası eşitsizlikler de daha önemli hale gelecektir. İşte yukarıda bahsettiğimiz makale, tekeşliliğin ortaya çıkmasını erkekler arası eşitsizliğin kaynağına (güç?, sağlık?, para?, eğitim?) ve toplumlar geliştikçe artan kadınlar arası eşitsizliğe bakarak açıklayabileceğimizi iddia ediyor. Yazarlar kurdukları modelde, gelişmiş ülkelerde zengin erkeklerin yoksul erkeklere daha “kaliteli” (yani, eğitimli) olduğunu ve sadece çocuk sahibi olmak yerine “kaliteli” çocuk sahibi olmak (yani, çocuklarını iyi yetiştirmek) istediklerini varsayıyor. Modele göre “kaliteli” çocuk yetiştirmek için “kaliteli” (yani, eğitimli) bir kadınla birlikte olmak gerekiyor (davul bile dengi dengine!). Dolayısıyla, “kaliteli” erkekler çocuk sahibi olmak için herhangi bir kadınla değil, “kaliteli” çocuk yetiştirmeye uygun “kaliteli” bir (veya birkaç) kadınla birlikte olmak istiyorlar. Ancak, gelişmiş toplumlarda kadınların “kaliteleri”, yani eğitim düzeyleri de farklı olacağı için, bu toplumlarda “kaliteli” erkeklerce talep edilen “kaliteli” kadınların “kıt” kaynak haline geliyor. Modelde, üç tane ilkokul mezunu kadın, bir tane MIT doktoralı kadın etmiyor, yani farklı “kalite”deki kadınlar birbirini ikame edemiyor. E tabii “kaliteli” kadınlar da “kaliteli” erkeklerle birlikte olmak istiyorlar. Dolayısıyla, toplumlar geliştikçe, piyasa mekanizması “kaliteli” kadınların “değer”inin artmasına neden oluyor. “Kaliteli” kadınları elde etmek maliyetli hale geldiği için erkeklerin birden fazla “kaliteli” kadınla birlikte olması güçleşiyor. Kısaca, makaleye göre az gelişmiş toplumlarda erkekler arasındaki eşitsizlik çokeşliliğe neden olurken, gelişmiş ülkelerde kadınlar arasındaki eşitsizlik önem kazandığı için çokeşlilik azalıyor veya yok oluyor. Şimdi, eğer bu makalenin iddialarına inanacak olursak, Mustafa Bey’in ve eşlerinin beşeri sermayelerinin (eğitim düzeylerinin) düşük olduğunu ve iyi çocuklar yetiştirmek gibi bir dertleri olmadığını söyleyebiliriz. Ancak sizin de fark ettiğiniz gibi makale böyle bir sonuç çıkarmamıza izin vermeyecek ölçüde sorunlu!

Evet, bahsi geçen makale ve kullandığı cinsiyetçi modelin pek çok sorunu var. Muhtemelen yazdıklarımı okurken bana veya bu modeli kurgulayan iktisatçılara bayağı bir küfür ettiniz ve modelde pek çok hata buldunuz. Şimdi bu modelin bütün hatalarını saymak yerine, isterseniz gelin, bu modelin aklınıza gelmemiş olabilecek bir eksikliğini gözler önüne serelim. Belki böylece Mustafa Bey’in ve onun gibi diğerlerinin neden yasalar tek eşe izin verdiği halde birden fazla eş sahibi olmaya çalıştıklarını anlarız.

Gizli Çokeşlilik?

Yukarıda ele aldığımız tartışmalı model, günümüzdeki pek çok gerçeği açıklamıyor. Örneğin, aslına bakarsanız, gelişmiş toplumlarda çok eşliliğin ortadan kalktığını söylemek o kadar da kolay değil. Dikkatlice incelerseniz göreceksiniz ki gelişmiş toplumlarda aslında bir çokeşlilik durumu hâkim. Sadece çokeşlilik gizli bir biçimde sürdürülüyor [4]. Bu yeni iddiamıza göre zengin erkekler (kadınlar), yoksul erkeklere (kadınlara) kıyasala daha çok kadınla (erkekle) birlikte olmaya devam ediyorlar ama sadece biriyle evleniyorlar. Ya da sık sık evlenip boşanarak bir tür seri çokeşlilik sergiliyorlar. Sanırım, magazin dünyası bu iddiayı doğrulamamızı sağlayacak verileri sunuyor. Peki, eğer bu iddia doğruysa, neden gelişmiş ülkelerde bir tekeşlilik durumu kanıksanmış durumda? Yani, eğer bu iddia doğruysa neden birden fazla kişiyle evlenmeye imkân veren yasalar yok da genellikle yasalar sadece tek eşe izin veriyor?

York Üniversitesi iktisat bölümünden Nils-Petter Lagerlof “Pacifiying Monogamy: The Mystery Revisited” başlıklı makalesinde bu sorumuzu yanıtlamaya çalışmış [5]. Lagerlof, az sayıda erkeğin çok sayıda kadınla birlikte olduğu bir dünyada (modelde) eş bulamayan erkeklerin ayaklanacağını, bu sebeple de böyle bir düzenin sürdürülebilir olmadığını söylüyor. Yani diyor ki, eğer gelişmiş toplumlarda çokeşlilik yasal olsaydı, bir tarafta hali vakti yerinde olan erkekler ve kadınlar pek çok eşle birlikte olurdu, diğer tarafta ise hali vakti yerinde olmayanlar eş bulmakta güçlük çekerdi. Üstelik, hali vakti yerinde olanlar genellikle toplumun küçük bir kısmını oluşturduğu için, eş sayısının serbest bırakılması büyük bir dengesizliğe yol açardı. Örneğin, böyle bir toplumda hali vakti yerinde olan az sayıda kadın ve erkek kendilerine harem kurarken, toplumun geri kalanını oluşturanlar eş bulmakta güçlük çekerdi ve muhtemelen ayaklanırdı. Yani makalenin yazarı Lagerlof bize diyor ki, böyle bir sistem kendi sonunu getirecek dinamikleri içinde barındırırdı ve maddi olarak sömürülen çoğunluğun devrim yapmak için bir nedeni daha olurdu! Pek tabii ki, böyle bir durum hali vakti yerinde olanların (kapitalistlerin!) işine gelmezdi ve onlar isyana mahal vermeden çok eşliliklerini sürdürebilmek için (yoksulları kandırmak için) eş sayısını yasal olarak sınırlama ve çok eşliliklerini gizli gizli yürütme yoluna giderlerdi. Kısaca, böyle bir toplumda eş sayısını yasal olarak sınırlamak “mutlu azınlığın” işine gelirdi. Örneğin, bu mutlu azınlık, yasal olarak dört eş almaya izin verip, kendileri çaktırmadan dörtten fazla eşi idare etmeyi uygun bulurdu. Veya bir taraftan yasal olarak tek eşe izin verilmesi konusunda “yoksullarla” anlaşıp, diğer taraftan da büyük yatlarda gözden ırakta âlem yapmayı tercih ederlerdi. İşte Lagerlof’un modeline göre gelişmiş toplumlarda tek eşliliğe izin verilmesi aslında toplumsal uzlaşmayı sağlamak için bulunmuş bir çözüm, bir kandırmaca… Ancak, dikkat ederseniz model illa da her toplumda tek eşlilik ortaya çıkacağını söylemiyor. Eş sayısının makul bir düzeye indirilip bir uzlaşma sağlanacağını söylüyor. Dolayısıyla, bu modele inanacak olursak, dört eş kuralının (izninin) Mustafa Bey’in düşündüğünden çok farklı bir nedeni olabileceğini söyleyebiliriz… (Hatırlatalım, Mustafa Bey, “dört eş sınırsız zinayı önler” diyordu [6].)

Özetle, Lagerlof, kalkınma ile birlikte nüfusun artmasının, çok eşli “mutlu” azınlığa karşı ayaklanma çıkması riskini (ve ayaklanmanın maliyetini) arttıracağını, dolayısıyla kalkınmanın yasal eş sayısının azalmasına yol açacağını söylüyor. Ama tabii bütün bu düzenlemeler eş bulamayan erkeklerin ayaklanmasını engellemek için yapıldığı için güçlü ve/veya zengin insanlar yasların izin verdiği kadar eşle evlenip geri kalanıyla evlilik dışı ilişki yaşıyorlar. Sanırım bu modeli de Mustafa Bey’in durumunu açıklamak için uyarlayabiliriz! Kendisi, eşlerinden biriyle evli, diğerleriyle ise birlikte yaşıyor (imam nikahlı?) anladığımız kadarıyla! Dolayısıyla, o da bir taraftan yasal eş sayısına itaat ederken, çaktırmadan eş biriktirerek toplumun geri kalanını rahatsız etmemeye çalışıyor (bir de çenesini tutabilseydi, ruhumuz duymayacaktı). Tabii, Lagerlof’un modeli doğruysa aranızda bu duruma isyan edenler olmalı! (Örneğin, bir habere göre araştırmacı yazar İsmail Nacar şöyle demiş: “”Her erkek üç tane kadınla evlenirse şimdi nerde eş bulacağız. O zaman erkeklerin birçoğu eşsiz kalır” [7].)

Modeller ve Mustafa Bey

Buraya kadar bahsettiğimiz makalelerin ve bu makalelerde kurgulanan modellerin oldukça sorunlu olduğunu bir kez daha hatırlatalım. Her iki makalenin de ortak hatası (bana göre) eş sayısı meselesini bir sonraki nesle aktarılacak çocuk sayısı ile ilişkilendirmeleri. Çocuk sayısı az gelişmiş toplumlarda gelişmiş toplumlara kıyasla daha önemli çünkü (1) doğum kontrol yöntemleri az gelişmiş toplumlarda uygulanmıyor, (2) kalkınma çocuk yetiştirmenin maliyetini arttırıyor, (3) doğum kontrolü nedeniyle gelişmiş toplumlarda çocuk sahibi olmadan da çok eşli olmak mümkün. Makaleler, diğer sorunlu varsayımlarına ek olarak, gelişmiş ekonomilerde doğum oranlarının daha düşük olmasını dikkate almıyor. Dolayısıyla, aslında tek eşliliğin gizemini de açıklamıyor. Makalelerin cinsiyetçi bir bakış açısına sahip oldukları da kolayca söylenebilir ki bu yazıyı okurken bir kadının birden çok eşe sahip olduğu toplumları aklınıza getirdiğinizden eminim. (Not edelim, Müjde Ar konu hakkında şöyle demişti: “‘O zaman ben de 4 tane istiyorum. Bir gün Ali’ye bir gün Veli’ye gitmek istiyorum.’desem olur mu?” [8]).

Tüm eksiklerine rağmen iktisatçılar cephesinden kalkınma ve çokeşlilik arasındaki ilişki konusundaki görüşler bunlardır [9]. Tabii bu iktisatçılar da oldukça garip insanlar, her sözlerine güvenmemek lazım. Ama eksiklerine rağmen bize sundukları modellerin çokeşlilik, tekeşlilik ve kalkınma hakkında düşünmeye başlamak için iyi bir zemin oluşturduğunu düşünebiliriz. Mustafa Bey’e gelince… Mustafa Bey sadece çokeşliliği savunduğu için değil, tesettür defileleri düzenleyerek, kendi değerleri ile çelişiyor göründüğü için de pek çok sosyal bilimciyi sıkıntıya sokacak bir profil çiziyor. Türkiye’nin ne kadar gelişmiş olduğunu anlayabilmek için Mustafa Bey’i iyi incelemek/anlamak lazım! Ben bir “iktisatçı” olarak baştan söyleyeyim, Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın “üç çocuk yapın” dediği bir modelde (dünyada) denge, kişi başına gelirin 10bin dolar(!) olduğu ve (gelir dağılımın iyice bozulması nedeniyle) Mustafa Bey’lerin cirit attığı bir noktada oluşur ve Deniz Baykal ana muhalefet partisi lideri olmaya ısrarla devam eder!

Notlar:

[*]Mustafa Karaduman’ın Tuğba Özay ile el sıkıştığı anı belgeleyen fotoğraf Kenthaber internet sitesinden alınmıştır (sanırım fotoğraf ilk olarak Milliyet gazetesinde yayınlandı). Referans gazetesinden Murat Sabuncu bu an ile ilgili şunları yazmış: “Tekbir’in sahibi Mustafa Karaduman’ı, Tuğba Özay’ı uğurlarken gördüm. Özay, başına kovboy şapkasını takmış; mini eteğini giymiş, Karaduman’ın başörtülü sunucudan esirgediği eli sıkıyordu. Diğer kapıdan “karikatür kriziyle İslam dünyasının tepkisini çeken Danimarka”nın Ankara Büyükelçisi Christian Hoppe’un manken kızı Liza çıkıyordu. Karışımı-karışıklığı bol bir geceydi. Siz isterseniz karışımı seçin ve ılımlı bir mesaj verin, isterseniz karışık deyin rahatsızlığınızı dile getirin. Karar sizin…” Referans, 03 Mayıs 2006

[1] Milliyet, 25 Nisan 2008; Hürriyet, 25 Nisan 2008.

[2] Sabah, 25 Haziran 2006

[3] Gould, Eric D., Omer Moav ve Avi Shimhon (2008) “The Mystery of Monogamy”, The American Economic Review, 98 (1): 333-357.

[4] Gelimiş ülkelerde de çokeşlilik örnekleri var. Örneğin, şu haberi hatırlayın: “ABD’nin Teksas eyaletinde, çokeşliliği savunan Mormon mensuplarının kurduğu bir çiftliğe düzenlenen tarikat operasyonunda 534 kadın ve çocuk kurtarıldı.” Hürriyet, 9 Nisan 2008.

[5] Nils-Petter Lagerlof “Pacifiying Monogamy: The Mystery Revisited” Online: http://www.arts.yorku.ca/econ/lagerloef/HP/PacifyingMonogamyMay.pdf

[6] Hürriyet, 26 Nisan 2008

[7] http://www.haberler.com/cok-esliligi-savunan-konfeksiyoncuya-tepki-haberi/

[8] http://www.pressturk.com/detay.php?d=29128. Bu haberin farklı bir versiyonu şöyle:

“Nasıl üç eşliliği savunuyorlar anlamıyorum. Bir kadın da çıkıp üç erkeğimiz var. Recep, Şaban, Ramazan. Bir gün birinde, diğer gün birinde kalıyorum dese ne olur?” Sabah, 3 Mayıs 2008

[9] Aile iktisadı ile ilgili klasik bir çalışma okumak isterseniz, şuna bakın: Becker, G. (1991) A Treatise on the Family, Cambridge: Harvard University Press.

One thought on “Kalkınma ve Çokeşlilik! "Üç karımla yaşıyoruz kime ne?"

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *