Neye Yatırım Yapalım?

dovizDolar mı, Avro mu, hisse senedi mi, bono mu? Yoksa vadeli mevduat ya da repo mu? Neye yatırım yapalım? Dürüst olmak gerekirse bu yazıyı iki gün önce yazmış olsam, boş verin bunları eğitime yatırım yapın derdim. Bugün durum değişti. Altyapıya yatırım yapın diyorum. Biliyorsunuz İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı İstanbul’daki sel felaketinden sonra “bu İstanbullu’un tedbirsizliğinin bir sonucudur” diye bir laf etti. O lafı duyunca anladım ki biz kişisel gelirimizi yanlış değerlendiriyoruz, paramızı kişisel ihtiyaçlarımız için kullanıp kalanını bir yerlerde değerlendirmeye çalışarak büyük hata ediyoruz. Yapmamız gereken doğrudan altyapıya yatırım yapmaktır. Sen yapmazsan ben yapmazsam nasıl önleriz İstanbul’daki sel felaketini? Ya da nasıl biter o kazısı yapılan ve bir türlü bitmeyen metrolar? Yiğit Bulut ne der bilmiyorum ama bence Dow’u Jones’u falan boşverip, Kadir Bey’e, Melih Bey’e “altyapı işleri için bir ihtiyacınız var mı?” diye soralım, ne gerekiyorsa üç beş yardım edelim.

Şimdi siz “nereye gidiyor bizim vergiler, bu işler vergilerle yapılmıyor mu?” diyebilirsiniz. “Vergi yol, su, elektirik olarak dönmeyecek miydi?” diye isyan edebilirsiniz. “Yolun parasını veriyoruz, elektiriğin, suyun parasını ödüyoruz, nereye gidiyor bu vergiler?” diye celallenebilirsiniz. Lütfen vatan hainliği yapmayın. Altyapı eksiğimiz var, eğitim eksiğimiz var; “alın verin ekonomiye can verin” filan hikayeleriyle dış mihrakların oyununa gelmeyin. Eğer varsa, birikiminizi toplayın, çimento alın, yapı malzemesi alın, kanalizasyon borusu alın, metro vagonu alın… Aldıklarınızı da bağlı olduğunuz belediyeye bağışlayın. Yarın öbür gün sular altında kalmak istemiyorsanız, metro ile kolayca gitmek istediğiniz yere ulaşmak istiyorsanız, şehrinizde güvenli bir şekilde yaşamak istiyorsanız, altyapıya yatırım yapın.

Not (1):  Tarık Şengül, telefonla katıldığı bir TV programında, tüm uyarılara rağmen İstanbul’da su havzalarında yapılaşmaya izin verenlerin hesap vermesi gerektiğini söyledi. Çok doğru söyledi. Ama ne yazık ki, ülkemizde yöneticiler böyle durumlarda hesap vermez, “İstanbullu’nun hatası, insanlığın ayıbı, Allah’ın takdiri” gibi laflarla sorumluluğu başkasına yükleyiverir… Ne acı…

Not (2): Radikal’in haberine göre Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şube Başkanı Eyüp Muhçu şunları demiş: “1990’lı yıllarda burada ‘belediyenin izniyle’ bir yapılaşma başladı. 1 / 5000 ölçekli bir imar planı hazırlayan belediyeye başta biz, birçok meslek odası mensubu da karşı çıkmıştı. Bu planın şehircilik ilkelerine uygun olmadığı, Ayamama Deresi’nin dere olma vasfının ortadan kalkacağı, çevredeki yeşillerin tahrip olacağı ve bu bölgeye otoyolların yapılması halinde sel de dahil birçok doğal felaketin ortaya çıkacağı gerekçeleriyle konuyu yargıya taşıdık ve dava açtık. [...] Belediye bu görüşleri görmezden geldi.[...] 1999 büyük Marmara depreminden sonra üniversitelerin de yardımıyla hazırlanan büyük afet yönetim raporları dikkate alınmadı. O raporlarda ıslah ve yok edilmesi şart olan derelere yer verilmişti. Şimdi belediye umarım kalkıp da ‘sonuçlarını göremedik, önceden kestiremedik’ demez.[...] Uzun yıllardır süregelen Ayamama Deresi’nin etrafındaki sorunlar için belediyelerin ufak tefek önlemleri oldu. Ancak ciddi bir altyapı çalışması veya ıslah etmeye yönelik herhangi bir çalışma geçen senelerde görülmedi.”

Not (3): Başbakanımız felaketle ilgili şu yorumu yapmış: “Derenin intikamı ağır olur“. Herhalde “geçmişte yaptığımız hatalar yüzünden dere bizden intikam aldı” mı demek istedi?! Bilemedim.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *