İktisadı Değiştirmek: Neoklasik İktisada Eleştirel Bir Yaklaşım

B1416

İktisadı Değiştirmek: Neoklasik İktisada Eleştirel Bir Yaklaşım*
İletişim Yayınları, 2008
Gökmen Tarık Acar

“İktisadı Değiştirmek” heterodoks okulların neoklasik iktisatla ilgili eleştirilerini özetleyen bir kitap.Anlaşıldığı kadarıyla bu eleştirinin arka planını Post-Otistik İktisat Hareketi’ne katkı yapan heterodoks iktisatçıların metinleri ve özellikle Steve Keen ve Tony Lawson gibi figürler oluşturuyor. Kitap Post-Otistik İktisat cephesinden ve Keen ve Lawson gibi yazarlardan gelen eleştirileri oldukça başarılı ve anlaşılır bir biçimde özetliyor. Bu sebeple, neoklasik iktisattan çok hoşlanmayanlar için neredeyse bir eleştiri el kitabı olabilecek bir niteliğe sahip.

Gökmen Tarık Acar, Türkçe iktisat felesefesi ve metodolojisi literatürüne bu kitapla önemli bir katkı yapmış. Bu sebeple kendisini kutlamak gerekir. Ancak, kitabı okuyanların kitabın bir iki zayıf noktasına da dikkat etmesinde fayda var. Haddim olamadığı halde kitabı okurken dikkatimi çeken bazı zayıf noktaları dikkatlerinize sunmak istiyorum.

Birincisi, kitabın ilk bölümündeki bilim felsefesi ve iktisat metodolojisi tartışmaları bilim felsefesinin ve iktisat felsefesinin bugünkü durumunu yansıtmıyor. Hem bilim felsefesinde hem de iktisat felsefesinde özellikle modeller ile gerçek dünyanın ilişkisi ve açıklamanın doğası konusunda önemli değişiklikler (ve belki de ilerlemeler) oldu. Bu eksiklik kitabın amaçları veri alındığında anlaşılabilir bir eksiklik. Ancak, okuyucunun bu ilk bölümde yapılan tartışmaların bunlardan daha da derin başka tartışmaları doğurduğunu ve bu konularda kitapta atıf yapılanlar dışında ciddi ve geniş bir literatür olduğunu akılda tutmasında fayda var.

İkincisi, kitabın hedef aldığı iktisat okulu olan neo-klasik iktisadı tanımlamak kitapta varsayıldığı kadar kolay değil. Genellikle neo-klasik iktisatla özdeş kabul edilen modern ana-akım iktisat çok ilginç bir hal aldı. Ana-akım ktisadın bu yeni halinin kitapta eleştirilen neo-klasik iktisada benzediğini söylemek o kadar da kolay değil. Örneğin, rasyonellik varsayımı eleştiriliyor. Güzel. Ama iktisatçılar artık sınırlı rasyonellik  (hatta bazen sıfır rasyonellik!) varsayımıyla da modeller üretiyorlar. Benzer bir şekilde homojen iktisadi ajanların yerine heterojen ajanların kullanıldığı pek çok model var. Kurumlar ve tarih yok sayılıyor eleştirisine karşı da American Economic Review‘da ve benzer ana-akım dergilerde yayınlanan kurumların önemli olduğunu gösteren çalışmalar örnek gösterilebilir. Herbert Gintis ve arkadaşları gibi pek çok “heterodoks” iktisatçı artık ana-akıma entegre olmuş bir biçimde çalışıyorlar. Gintis, Walrasgil çerçeveyi eleştiren ve sosyal ve kültürel farklılıkların önemini vurgulamakla kalmayıp bunu deneyler ve evrimci oyun teorisi modelleriyle gösteren bir iktisatçı. Gintis’in ve benzer iktisatçıların çalışmaları artık ana-akımın dinlediği ve atıf yaptığı çalışmalar. Bu iktisatçıların çalışmaları The Economic Journal, Journal of Economic Behavior and Organization, American Economic Review ve Journal Economic Perspectives gibi ana-akım dergilerde yayınlanıyor. Modern ana-akım iktisat kitapta sunulduğu kadar muhafazakar da değil. Douglass North’tan Oliver Williamson’a kadar pek çok önemli ve farklı iktisatçıyı dinliyorlar. Biliyorsunuz her iki iktisatçı da nobel ödüllü ve pek çok makaleleri ana-akım dergilerde yayınlandı. Bunları bir tarafa bırakırsak, örneğin Dani Rodrik (Harvard), Daron Acemoğlu (MIT) gibi iktisatçıları nereye koymalıyız? Bu önemli iktisatçılar da ana-akımın bir parçası. Her ikisi de kurumların önemi üstüne çalışıyor. Özellikle, Dani Rodrik, neo-klasik iktisatla özdeşleştirilen iktisat politikalarını (e.g., Washington mutabakatını) ciddi bir biçimde eleştiriyor. Özetle, kitapta eleştirildiği biçimiyle iktisat yapanlar elbette var ama bugünün baskın iktisat okulunu artık neo-klasik iktisat olarak tanılamak zor. Ana-akım iktisat artık kitapta resmedilen neo-klasik iktisattan çok daha açık fikirli. Bu sebeple, Gökmen Tarık Acar’ın sunduğu eleştirilerin bazılarını ana-akım iktisadın bugünkü durumuna haksızlık etmemek için gözden geçirmekte fayda olabilir.

Üçüncü eleştirim kitabın son bölümünde sunulan alternatif yöntem önerileri ile ilgili. Pek tabii ki, bu tür bir kitaptan bize alternatif bir iktisadı ayrıntılarıyla sunmasını beklememeliyiz. Bu haksızlık olur. Ancak, kitabın temel kaynaklarından biri olan Tony Lawson’un Economics and Reality başlıklı kitabının 1997′de yayınlandığını ve sunulan eleştirilerin pek çoğunun çok daha eski olduğunu (örneğin, Alman Tarhiçi Okulu’nun eleştirilerini) göz önüne alırsak, 2008 yılında yayınlanan bir kitapta, sunulan tüm eleştirilerden sonra heterodoks okulların iktisada ne tür katkılar yaptığını da görmeyi beklememiz çok doğal olacaktır. Bana sorarsanız heterodoks okulların artık eleştirinin bir ötesine geçip “bakın biz bunu daha iyi yapıyoruz” diye yaptıklarını göstermesi çok daha etkili olacaktır. Ortaya açıklanması gereken bir mesele koyup, bunu ana-akım iktisatçıların açıklayamadığını gösterdikten sonra ana-akım dışından gelecek ikna edici bir açıklamayı sunmaktan daha kuvvetli bir eleştiri olabilir mi? İşte, kitapta eksikliğini hissettiğim şey böyle bir alternatif. Evet, kitap bize alternatif bir yöntemin nasıl olacağı konusunda iyi bir fikir veriyor ancak bu alternatif yöntemin işe yarayıp yaramayacağı konusunda fazla bir şey göstermiyor. Heterodoks iktisatçılar pek çok alanda çalışıyor, pek çok konferansta her sene neredeyse yüzlerce çalışma sunup tartışıyor. Bunlardan yola çıkılarak “neo-klasik” iktisada sunulan alternatifin gözler önüne serilmesi çok iyi olurdu.

Biliyorum ülkemizde eleştiri genelde hakaret olarak algılanıyor. Yukarıdaki eleştirilerim umarım böyle anlaşılmaz. Benzer eleştirileri yurt dışında yayınlanan pek çok kitap için de yaptım. Yukarıdaki eleştiriler Gökmen Tarık Acar’ın çalışmasını değersiz kılmıyor. Kendisi Türkçe iktisat felsefesi ve metodolojisi literatürüne çok önemli bir katkı yapmış ve sadece Türkçe bilen okuyucunun erişemeyeceği pek çok tartışmayı çok güzel bir biçimde özetlemiş. Yukarıdaki eleştiriler, biraz okuyucuyu konunun çetrefilli olduğu konusunda uyarmayı, biraz da yerli ve yabancı heterodoks eleştiri metinlerindeki bazı eksiklikleri vurgulamayı amaçlıyor. Bu uyarılar ve eleştiriler sadece İktisadı Değiştirmek‘e özel değil, diğer benzer eleştirel kitaplar için de geçerli.

Son söz olarak şunu söyleyebilirim: İktisadı Değiştirmek, iktsat felsefesi ve metodolojisi ile ilgilenen herkesin alıp okuması gereken bir kitap. Ancak, bu kitabı okurken, konunun ve tartışmanın çok daha derin olduğunu ve ana-akım iktisatla ilgili net bir kanaat oluşturmadan önce ana-akım iktisatçıların bugün neler yaptığına yakından bakmak gerektiğini unutmamak gerekiyor. Ben, ana-akım iktisat ile heterodoks okulların pek çok konuda birbirine alternatif değil, birbirini tamamlayıcı okullar olduğunu düşünüyorum. Belki de kitapta da önerilen çoğulculuk hedefine, ana-akım iktisadı külliyen reddederek değil onun eksiklerinin nasıl diğer okullarca telafi edilebileceğini düşünerek ulaşmaya çalışmak daha çoğulcu bir yöntemdir…

Leave a Reply

 

 

 

You can use these HTML tags

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes