Sevda Demirel vak’ası: Sağlık Bakanlığı bizim yerimize neyin ahlaklı olduğuna karar verebilir mi?

Hayır, bir taraftan ahlak zabıtalığı yapıp öbür taraftan web sitelerinde “S.DEMİREL FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN!” gazeteciliği yapan kafası karışık gazetelerden bahsetmeyeceğim. Yazı, devletin ve devlet kurumlarının bizim için neyin ahlaklı olup olmadığına karar verip veremeyeceği ile ilgili.

Yazının sonunda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim:

Sağlık Bakanlığı bize (mealen) diyor ki, eğer üreme konusunda tıbbi yardım almak istiyorsan evli olmalısın, evli olmadığın birinin spermi ile seni döllemeyi (bu senin sevdiğin, hayat arkadaşın, partnerin bile olsa) ahlaklı bulmuyoruz; ayrıca sperm bankasına da başvuramazsın, çünkü bu da evli olmadığın bir adamdan çocuk yapman demektir! Türkiye’de sperm bankası kurulması ve bireylerin sperm bankalarından faydalanması önündeki engelin asıl gerekçesi işte bu ahlaki gerekçedir. Devletin ve hükümetlerin bizim yerimize neyin ahlaklı olduğuna karar vermesi yanlıştır. Sağlık Bakanlığı’nın evli çiftler ile evli olmayan çiftler arasında ayrım yapması medeni kanunla bize verilen tek başına çocuk sahibi olabilme hakkı ile çelişmektedir.

Şimdi gelin konuyu biraz daha derinlemesine inceleyelim:

Muhtemelen bildiğiniz gibi Sevda Demirel’in bir sperm bankasına başvurup üremeyi tercih ettiğine dair bir haber yayınlandı. Bu haber doğru mu değil mi bilmiyoruz. Reklam için ortaya atılmış bir haber de olabilir. Ama Sağlık Bakanlığı da bu konuda soruşturma başlatmış. Gazetelerdeki haberlerde bu soruşturmanın gerekçesi “Türk soyunu korumak” olarak geçiyor. İsmet Berkan da konuyla ilgili yazısında şöyle demiş:

“Medeni Kanun’un verdiği ve son derece medeni bir hak olan bu ‘Tek başına çocuk sahibi olma’ imkânını Sağlık Bakanlığı’nın Nazi Almanya’sını çağrıştıran ‘Türk soyunu korumak’ vs. laflarıyla baskı altına almaya çalışmasını anlamaya imkân yok. Bu baskının hukuki kaynağını da anlamak imkânsız.” Radikal, 19.07.2010

Berkan yazısını şu şekilde sonlandırıyor:

“Bir Türk kadını, diyelim bir siyahi Afrikalı olan kocasından, bir Uzakdoğulu olan kocasından çocuk doğursa, ona da ‘Türk soyunu bozamazsın’ diye müdahale mi edilecek?
Şaşkınlıklar içindeyim.” Radikal, 19.07.2010

Pek çok gazeteci gibi İsmet Berkan da ilgili yönetmeliği okumadan yazmış yazısını. İlgili yönetmelikte “Türk soyu” diye bir kavram yok. Yönetmelikteki ilgili madde şöyle:

“MADDE 18 (5) ÜYTE [Üremeye Yardımcı Tedavi] uygulanacak eşlere sadece kendilerine ait üreme hücreleri uygulanır. Herhangi bir şekilde donör kullanılması, donör kullanılarak embriyo elde edilmesi, adaylardan alınan yumurta ve spermler ile elde edilen embriyoların başka adaylarda, aday olmayanlardan alınanlar da adaylarda kullanılması ve uygulanması yasaktır. Bu yasaklara aykırı olarak elde edilen gebeliklerin herhangi bir aşamada tespit edilmesi durumunda, merkez süresiz kapatılarak bu işlemi yapan kişilerin sertifikaları iptal edilir ve ilgili tüm çalışanların da süresiz olarak ÜYTE merkezlerinde çalışmalarına izin verilmez.

(6) Yurt içinde veya yurt dışındaki ÜYTE uygulaması yapan yerlere beşinci fıkradaki işlemler için Yönetmeliğe aykırı olarak hasta sevk etmek, yönlendirmek, teşvik etmek ve bu konularda aracılık etmek gibi eylemlere katılan merkezler ve/veya merkez personellerinin tespiti halinde ilkinde üç ay, tekrarında süresiz olarak merkezin faaliyetine valilikçe son verilir. Merkez personeli olmamakla birlikte bu hususlarda aracılık ettiği tespit edilen kişi ve kişilerin varsa sertifikaları Bakanlıkça iptal edilir.

(7) (4), (5) ve (6) ncı fıkralarda belirtilen hususlara aykırı uygulama yapıldığının herhangi bir aşamada tespit edilmesi halinde, bu uygulamayı yapan, hasta sevk eden veya aracılık eden kişiler ile gebe kalan kişi ve donör cumhuriyet savcılığına bildirilir.” Kaynak: Resmî Gazete, Sayı : 27513

Zaten sağlık bakanlığı da bu tür haberlerle ilgili bir açıklama yapıp meselenin çocuğun anne ve babasının kim olduğunu ve soyunu bilmesi gerekliliği olduğunu söylemişti. Söz konusu açıklama şöyleydi:

“Başkalarına ait ya da sahibi belirsiz sperm ve yumurtalar ile gebelik elde etmek birçok gelişmiş Batılı ülkede olduğu gibi ülkemizde de kanunlarımız ile yasaklanmıştır. Ancak bu yasağı ülke içinde veya ülke dışında doğrudan veya dolaylı olarak çiğnemeye çalışan, bebek sahibi olmak isteyen insanımızı bu konuda özellikle maddi açıdan suistimal etmek isteyen bazı kişi ve merkezlerin olduğu bilinmektedir. Kanunları ve toplumun etik kurallarını çiğneyerek kendilerine maddi getiri elde etmek isteyenlerin önüne geçmek için Bakanlığımız söz konusu yönetmelikle uygulama detaylarını düzenlemiş ve netleştirmiştir.

Yönetmeliğin içinde ya da gerekçesinde asla yer almayan ‘ırkın korunması’ gibi bir konu hatalı bir şekilde ön plana çıkarılmakta ve bununla ilgili yorumlar yapılmaktadır. Oysa bu konu kanunda geçtiği şekilde ’soy bağını’ yani babalığın belli olmasını esas almaktadır. Sağlık hizmetlerinin düzenlenmesinde, yönetiminde ve sunumunda ırk, dil, din gibi unsurların ön plana çıkarılması veya korunması asla mümkün değildir. Bu sebeple, bu husustaki ‘babanın belli olması’ veya TCK’nın 231. maddesinde geçtiği şekliyle ’soy bağı’ kavramının ‘ırk korunması’ şeklinde sunulması çok vahim bir hatadır.” Kaynak: CNN Türk, 17.03.2010, http://www.cnnturk.com

Bakanlığın açıklamasına göre konunun ırkla bir ilişkisi yok. Zaten olsaydı muhtemelen yabancı kadın ve erkeklerle çocuk sahibi olmayı da yasaklamaları gerekirdi. Tabii asıl (gizli) niyetin niyet “ırk bütünlüğünü korumak” olduğu iddia edilebilir ama bu konuda elimizde net bir delil yok. Ama bu açıklamada ve ilgili yönetmelikte en az “ırk koruma gerekçesi” kadar kaygı verici bir şey var. Bu yönetmelikle Sağlık Bakanlığı, çocuk yapma konusunda neyin “ahlaklı” neyin “etik” olduğuna bizim yerimize karar veriyor. Soru şu: Devletin “ahlaki” kaygılarla bazı tıbbi gelişmelerden faydalanmamızı engelleme hakkı var mıdır?

Tabii ki Sağlık Bakanlığı hiç bir yerde bu ahlaki gerekçeden açıkça söz etmiyor. Benim iddiam şu: Sağlık Bakanlığı’nın evli olmayan çiftlerin çocuk sahibi olmak konusunda yardım almasını engelleyen bir düzenlemesi var ve Bu düzenlemenin sözde bir “ahlaki” gerekçeden başka bir gerekçesi olamaz. Aynı gerekçe sperm bankalarının kurulmasını da engelliyor (donörle evli olmadığınız için tıbbi yöntemlerle ondan çocuk sahibi olmanız engelleniyor). Sağlık Bankanlığı diyor ki üreme konusunda tıbbi yardım almak için evli olmanız gerekir. Evli değilseniz size yardım edilmesine izin vermiyoruz! Bunun gerekçesinin ne olduğu üzerinde biraz düşünürseniz, evli olmayan çiftlerin çocuk sahibi olmasından hoşlanmadıkları ve bunu ahlaki bulmadıkları dışında başka bir gerekçe üretmeniz zor! Zaten, İsmet Berkan’ın da işaret ettiği gibi, Sağlık Bakanlığı’nın yönetmeliği medeni kanunun verdiği tek başına veya evlenmeden çocuk sahibi olma hakkı ile çelişiyor. Dolayısıyla bu engelin hukuki bir gerekçesi olamaz. Gelin bu konuya biraz yakından bakalım.

Bakanlığın yönetmeliğine göre, evli olmayan çiftlerin üreme konusunda medikal yardım alması mümkün değil.

“MADDE 4 – (1) h) Üremeye yardımcı tedavi (ÜYTE) yöntemleri: Anne adayının yumurtası ile kocanın spermini çeşitli yöntemlerle döllenmeye daha elverişli hale getirerek, gerektiğinde vücut dışında döllenmesini sağlayıp, gametlerin veya embriyonun anne adayına transferini ifade eden ve modern tıpta bir tıbbi tedavi yöntemi olarak kabul edilen uygulamaları, ifade eder.

MADDE 15 – (1) ÜYTE [Üremeye Yardımcı Tedavi] yaptırmak üzere başvuran adayların evli çift olmaları ve […] Bilgilendirilmiş Muvafakat Formunu doldurarak işlem yaptırmaları gerekir. […]Eşlerin fotoğrafları, kimlik fotokopileri ve evlilik cüzdanı fotokopisi dosyalanır.” Kaynak: Resmî Gazete, Sayı : 27513

Yani tüp bebek ve benzeri üreme yöntemlerinden sadece evli çiftler faydalanabiliyor. Bu büyük bir saçmalıktır. Evli olmayan çiftlerin bu tür sağlık hizmetlerini almasını engellemek devletin işi değildir. İnsanlar ister evlenerek, isterlerse de evlenmeden çocuk sahibi olmak hakkına sahiptir. Ama evli olmayan çiftler üreme konusunda bir sağlık sorunu ile karşılaştıklarında üreme sağlığı ile ilgili kuruluşlardan yardım almak isterlerse bu yardımı alamıyorlar. Sağlık bakanlığı verilen hizmetin sağlıklı ve güvenilir olduğunu kontrol etmeli ve güvence altına almalıdır ama kimin sağlık yardımı alacağına karışmamalıdır. Herkesin aynı hizmetten eşit koşullarda faydalanmasını garanti etmelidir. Kimin hizmet alacağına karışıyorsa kişisel haklarımıza müdahale ediyor demektir – ki öyle yapıyor. Belli ki devletimiz evlenmeden çocuk sahibi olmayı ahlaki bulmuyor. İyi ama devletin neyi ahlaki bulduğundan bize ne!

Sperm bankası ile ilgili düzenlemeler de aslında kişisel haklara müdahale niteliği taşıyor. Sağlık Bakanlığı sperm bankalarına izin vermeyerek bireylerin üreme sağlığı ve yöntemleri ile ilgili medikal gelişmelerden faydalanmasını engelliyor. Gerekçesi “Türk soyunu korumak” değil belki ama kendince uydurduğu ahlaki nedenlerle sizin bu teknolojiden faydalanmanızı engelliyor. Bu ahlaki gerekçe temelde bize şunu diyor: evli olmayan çiftlerin çocuk sahibi olmasını uygun görmüyoruz, sperm bankası aracılığıyla çocuk sahibi olmak bu sebeple uygun ve ahlaklı değildir. Sağlık Bakanlığı’nın insan sağlığını tehdit eden uygulamaları engellemesi normal ve gereklidir, ancak insan sağlığı için hiçbir risk taşımayan tıbbi uygulamaları engelleme hakkı olamaz. Burada karar kişilere bırakılmalıdır. Sperm bankasından çocuk sahibi olmanın ahlaki olup olmadığına kişi kendisi karar verebilir. Devletin bu konuda söz hakkı olmamalıdır.

Birisi sperm bankası hizmetinden faydalanmak istiyorsa, devletin bunu yapamazsın deme hakkı olmamalıdır. Eğer evli olmayan bir çift üreme konusunda tıbbi yardım almak istiyorsa, devletin “önce evlenin de gelin” demek hakkı olmamalıdır. Devletin evli ve evli olmayan çiftler arasında bir ayrım yapması, bildiğimiz ayrımcılıktır. Sağlık Bakanlığı’nın üreme yardımı ile ilgili sağlık hizmetlerini kendince ahlaki nedenlerle kısıtlaması ve sadece bazılarına izin vermesi de en basitinden hükümetimizin baskıcı zihniyetinin bir göstergesidir.

Kısaca Sağlık Bakanlığı bize diyor ki, eğer üreme yardımı almak istiyorsan evli olmalısın, evli olmadığın birinin spermi ile seni döllemeyi (bu senin hayat arkadaşın, partnerin bile olsa) ahlaklı bulmuyoruz; ayrıca sperm bankasına da başvuramazsın, çünkü bu da evli olmadığın bir adamdan çocuk yapman demektir! Evli olmayanların da üreme yardımı alabilmesinin yolu açılırsa, Türkiye’de sperm bankası kurulmasının önündeki önemli “ahlaki” engellerden biri kalkmış olur. Bu düzenlemelere karşı çıkmazsak, evli olmayanların çocuk sahibi olmalarının önüne (gelecekte) başka engeller çıktığında şaşırmamamız gerekir.

Notlar:

(1) Eğer siz de Sağlık Bakanlığı gibi sperm bankasına başvuranların “ahlaksız” olduğunu düşünerek onları engellemek istiyorsanız, büyük yanlış yapıyorsunuz. Sperm bankası aracılığı ile çocuk sahibi olmak sizin ahlak anlayışınıza uymuyorsa veya bu hareketin dinen uygun olmadığını düşünüyorsanız sperm bankasına başvurmayın. Ama başkalarının kendileri için neyin uygun ve ahlaklı olduğuna karar vermesine izin verin lütfen.

(2) Sağlık Bakanlığının ilgili yönetmeliğine şu adresten ulaşabilirsiniz: http://www.saglik.gov.tr/TR/Genel/DosyaGoster.aspx?BELGEANAH=44378&DIL=1&DOSYAISIM=UYTEM.docx

Leave a Reply

 

 

 

You can use these HTML tags

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes