Geçen haftadan: Ticarete yeni bir bakış

Her hafta olduğu gibi 21-25 Ocak 2013 haftasında da çok şey oldu (zaten olmasa şaşardık!). Gündemde boğulup OECD ve Dünya Ticaret örgütünün yayınladığı “katma değerli ticaret” verilerini gözden kaçırmış olabilirsiniz. Konuya dikkat çeken tek köşe yazarı Uğur Gürses’di. Her iki yazısını da okumanızı tavsiye ederim.

Gürses, OECD’nin yayınladığı yeni verileri şöyle değerlendiriyor:

“Katma değer bazlı bu verilerin yayımlanması, ülkelerin karşılaştırmalı üstünlüklerine de ışık tutacak. TIVA verilerinde sektörlere göre ayrıntılı katma değer göstergeleri yer alıyor. Ayrıca, herhangi bir ülkenin ekonomisine yabancı ülkelerin göreli bağımlılıkları da su yüzüne çıkmış oluyor.”

Uğur Gürses, ikinci yazısında katma değerli ticaret dengesi hesabının Türkiye’nin ticaret dengesini nasıl değiştirdiğini de açıklıyor:

“Türkiye’nin dış ticaret dengesi, Britanya ile 3.2 milyar dolar, Almanya ve İsrail ile 1.1 milyar dolar, Güney Afrika ve İtalya ile 600 milyon dolar daha olumsuz yönde etkilenecekti. Yani doğrudan ya da başka ülkeler üzerinden dolaylı olarak satın aldıklarımız ile bizim sattıklarımız arasındaki katma değer farkı o ülkeler lehine imiş.”

Bu verilerin neden önemli olduğuna bir bakalım.

Ticarettin ve üretim ağlarının küreselleşmesi uluslararası ticaretin ölçülmesini ve değerlendirilmesini de güçleştiriyor. Bu konuda artık klasikleşen örnek, ABD ve Çin arasındaki iPhone ticareti. iPhone gibi bazı Apple ürünlerinin montajı Çin’de yapılıyor.[1]  Sadece son ürünün ticaretine bakarsak, ABD, Çin’den iPhone ithal ediyor! Dolayısıyla, geleneksel yöntemlerle bakıldığında iPhone’nun ABD ticaret açığını olumsuz yönde etkilediğini söyleyebiliriz.

Xing ve Detert (2010), bu şekilde bakıldığında, iPhone’un 2009 yılında ABD ticaret açığına 1,9 milyar dolar kadar katkı yaptığını, yani ticaret açığını olumsuz bir biçimde etkilediğini gösteriyor. Ne var ki, ABD ile Çin arasındaki ticareti doğru değerlendirmek istiyorsak, Çin’in iPhone’a ne kattığını incelememiz gerekiyor. iPhone üretiminde kullanılan parçalar dünyanın çeşitli yerlerinde üretiliyor. Aşağıdaki tablo iPhone 3G bileşenlerini ve maliyetlerini özetliyor. Tabloya baktığımızda, Çin’de yapılan montajın iPhone’un üretimine  6,5 dolarlık bir katkı yaptığını görüyoruz.

tablo1

Uğur Gürses’in son yazısında belirttiği gibi “yani Çin sadece 6,5 dolarlık bir ilave katma değer yaratıyor. Oysa Çin’in ABD’ye yaptığı ihracat sayılarına 178,9 dolar yazılıyor” [*]. Çin’de yaratılan katma değerin küçüklüğünü hesaba kattığımızda, ABD ile Çin arasındaki ticaretin resmi değişiyor. Geleneksel yöntemle hesaplandığında iPhone, 2009 yılında 1,9 milyar dolarlık bir ticaret açığı yaratıyormuş gibi görünürken, katma değer hesabıyla bu açık sadece 73 milyon dolara düşüyor. Anlaşıldığı üzere, iPhone ticaretinde katma değeri dikkate almak önemli.

Konuyla ilgili olarak, Ayşegül Dinççağ’ın TEPAV değerlendirme notunu okumak isteyebilirsiniz:

Pek tabii ki, katma değer sadece iPhone ticareti için değil, ticarete konu olan tüm ürünler için önemli. Örneğin, Galina ve Hobijn’in (2011) hesaplamalarına göre 2010 yılında “Çin malı” ürünler ABD tüketicilerinin harcamalarının %2,7’sini oluşturuyor. Ama bu yapılan harcamanın tamamının Çin’e gittiği anlamına gelmiyor. Gerçekte, “Çin malı”na yapılan her bir dolarlık harcamanın %55’i ABD üreticilerine gidiyor, çünkü ABD tüketicilerin satın aldığı “Çin malları”nın %55’i ABD’de üretilen ara malları kullanarak yapılıyor.

Örneklerden açıkça anlaşıldığı gibi ticaret dengesini değerlendirirken katma değeri dikkate almak küreselleşen üretim ve ticaret ilişkilerini anlamak için gerekli. OECD ve Dünya Ticaret Örgütü’nün yayınlamaya başladığı katma değerli ticaret verileri bu sebeple önemli.

Katma değerli ticaret veri tabanını incelemek isterseniz OECD web sitesini ziyaret etmelisiniz:

OECD web sitesinde yeni hesaplamanın mantığını anlatan güzel bir video da var:

Özetle, bu yeni veri tabanı, katma değeri de hesaba kattığı için küresel değer zincirlerini, ara malları ithalatının üretimde ve ticaretteki önemini ve uluslararası bağımlılıkları daha iyi anlamamızı sağlayacak. Ne var ki, bu veri tabanının oluşturulması o kadar da kolay değil. Ulusal ticaret verileri arasında uyumsuzluklar (çelişkiler) var. Verilerin kullanılabilir hale getirilebilmesi için yapılması gereken varsayımlar da dikkate alırsak, şimdilik bu yeni verileri olguya dayalı tahminler olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Zaten, OECD’den Paul Schreyer yaptığı sunuşta, verilerle ilgili daha fazla çalışma yapılması gerektiğini vurguluyor.

Schreyer’in sunuşunda ve OECD’nin ilk bulguları yayınladığı notunda vurgulanan noktalar şöyle:

1. Ülke büyüklüğü ve doğal kaynak donanımı ile yerli katma değer arasında yakın bir ilişki var. Büyük ülkelerde veya doğal kaynakları bol olan ülkelerde yerli katma değer de büyük oluyor.

2. Hizmetlerin yarattığı katma değer önemli. Hizmetler hem endüstrilerin hem de ülkelerin üretiminde önemli bir rol oynuyor. Buradan, hizmetler sektörünün güçlü olmasının hem endüstrilerin hem de ticaretin gelişmesi için önemli olduğu sonucunu çıkarabiliriz.

3. İhracat ithalat gerektirir. Üretimin ve ticaretin küreselleştiği bir dünyada ithal ara malı kullanmak gerekiyor. Günümüzde %100 yerli malı hedefi anlamlı bir hedef değil. OECD’nin yayınladığı ilk sonuçlara bakıldığında bu açıkça görülüyor. Bence bu verilerden çıkarılması gereken en önemli ders bu, özellikle de yerli malı fetişizmi olan ülkeler için… Tekrarlayalım: İhracat ithalat gerektirir.

tablo2 Kaynak: OECD-WTO Database on Trade in Value Added (Preliminary Results)

4. Ara malları ithalatının önemli bir kısmı ihracat mallarının üretiminde kullanılıyor. Çoğu ülkede ara malı ithalatının 1/3’ü ihracat piyasasına gidiyor. Küçük ülkelerde bu oran daha fazla.

5. İthal edilen ara malları genelde ülkenin kendi yarattığı (geri dönen) katma değeri de içeriyor.

Uğur Gürses’in yazısında belirttiği gibi, OECD ve Dünya Ticaret örgütünün yayınlamaya başladığı bu veri seti, dünyaya bakışımızı değiştirecek gibi görünüyor. Biliyorsunuz, geçen hafta Ali Babacan, işsizliği ve cari açığı azaltmak için yeni bir yöntemden bahsetti: TÜİK hesaplama biçimini değiştirecekmiş ve böylece hem işsizlik hem de cari açık azalacakmış…

Babacan bir açıdan haklı, hesabı doğru tutmak dünyayı anlamak için önemli. Ancak, içimizi rahatlatacak küçük revizyonlara değil, dünyayı daha iyi anlamamızı sağlayacak yeni yöntemlere ihtiyacımız var.

 


[1] Son zamanlarda bazı Apple ürünlerinin montajının ABD’ye kaydırıldığına dair haberler de çıktı. Mesela, bak. Some New Apple iMacs Say ‘Assembled in USA’, ABC News, 3.12.2012

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *