BANKA KOMİSYONLARI ?>

BANKA KOMİSYONLARI

Taraf Manşet 28.4.2013
Taraf Gazetesi’nin Manşeti 28.4.2013

The Wall Street Journal Türkiye’nin haberi şöyle: “Bankalar imajlarını düzeltmek için danışman tutuyor”*. Her işlem için aldıkları ücret ve komisyonlarla müşterilerini çıldırtan bankalar, imajlarını düzeltmek için danışmana ihtiyaç duyduklarına karar vermişler. Haksız sayılmazlar, 28.4.2013 tarihli Taraf’ın manşeti (yukarıdaki görsel) bankaların imajlarının pek iyi olmadığını doğruluyor.  Peki, bankalar neden ücret ve komisyonları azaltmak yerine imaj danışmanlarına yığınla para ödemeyi düşünüyorlar? Cevabı basit: Ücret ve komisyonlardan elde ettikleri gelir o kadar yüksek ki, bunu kaybetmektense imaj danışmanlarına ve reklamlara para harcamayı daha mantıklı buluyorlar!

Çok basite indirgesek bankacılık işi şu şekilde özetlenebilir: Ucuza al, pahalıya sat. Bankaların paramızın güvenliği, parasal işlemlerde kolaylık gibi hizmetleri sağlamak için yaptığı harcamalar ve bankada para tutmamız için ödedikleri faizler, paramızı “satın almak” için katlanmak zorunda olduğu maliyetlerdir. Banka, bu maliyetlere katlanmayı kabul eder, çünkü bizden “satın aldığı” parayı daha pahalıya başkalarına “satarak” kâr etmeyi amaçlar. Örneğin, gelirinden çok harcamak isteyen tüketicilere veya yatırımları için paraya ihtiyaç duyan girişimcilere yüksek faizlerle borç verir. Buradan elde edeceği gelirlerden, piyasadan para toplamak için katlandığı maliyetleri çıkarırsak bankacılık faaliyetinden elde ettiği kârı bulabiliriz. Günümüzde bankacılık çok daha karmaşık bir iş olsa da işin özü aşağı yukarı budur. Ancak, Türkiye’deki bankalar bu şekilde bankacılık yapmaktan çok uzaklaşmış görünüyorlar. Bunu size iki hamlede ispatlayabilirim. Sıkı durun!

  1. Türkiye’deki pek çok banka mevduat hesaplarından hesap işletim ücreti alıyor; hesap açma, eft/havale yapma ve hatta hesap bakiyesinin çıktısını alma gibi işlemler için akla hayale gelmeyecek şekillerde ücret ve komisyon alıyor (ispatı BDDK web sayfasında var, bakmanızı tavsiye ederim).
  2. Bankalarımızın gelir ve giderlerini incelediğimizde, bankaların hayatlarını bu ücret ve komisyonlarla sürdürdüğünü görüyoruz. İsterseniz belgesel jargonu ile anlatayım: Türkiye’de yetişkin bir bankanın net ücret-komisyon gelirinin net kârına oranı 2/3 gibi bankacılık mesleği açısından utanç verici oranlara ulaşabilmektedir. Yani, yalnız ve güzel bankalarımızın açıkladığı yüksek kârların dikkate değer bir kısmı, gerçek bankacılık faaliyetlerinden değil, ücret ve komisyon gelirlerinden kaynaklanmaktadır. Quod Erat Demonstrandum.

Müşterileri çıldırtacak boyutlardaki ücret ve komisyonlar ve dolayısıyla bunlardan elde edilen yüksek gelirler neyin sonucu olabilir? Akla gelen ilk nedenlerden biri Merkez Bankası ve BDDK’nın düzenlemelerinin bankaların normal bankacılık faaliyetlerinden elde ettikleri geliri azaltması olabilir. Ne var ki bu, tek başına, ücret ve komisyonların bu kadar fazla olmasını açıklamıyor. Dr. House gibi düşünelim. Bu ücret-komisyon “hastalığı” aslında başka bir hastalığın belirtisi olabilir mi? Evet! İktisadi mantık, yüksek ücret ve komisyonların eksik rekabet hastalığının belirtileri olabileceğini söylüyor! Nasıl mı? Anlatayım.

İyi işleyen rekabetçi bir piyasada bankaların para toplamak için kıyasıyla rekabet etmeleri, mevduat sahiplerinin bir dediklerini iki etmemeleri beklenir. Dolayısıyla, böyle bir ortamda bir bankanın müşterilerin mevduat hesaplarından ve kredi kartlarından bu kadar çok hesap işletim ücreti vb. almayı düşünmemesi gerekir – çünkü rekabetçi bir ortamda, başka bir banka aynı hizmeti daha ucuza verip müşterileri kapabilir. Hatta rekabeti engelleyen bir şey yoksa, bankaların, müşteri çekebilmek için ek hizmetlerin hemen hepsini ya ücretsiz ya da düşük ücretlerle sağlamaları beklenir. Eğer bankalar, mevduat sahiplerinden bu kadar çok ücret-komisyon toplamaya başlamışsa, hesap açmak için para alıyor ve bu hesabı kapatmadığı için hesap işletim ücreti keserek müşteriyi cezalandırıyorsa, o zaman bankacılık sektöründe rekabet ile ilgili sorunlar olması çok muhtemeldir. Örneğin, bankacılık sektörüne başka bankaların girip mevcut bankalarla rekabet etmesinin önünde engeller olabilir. Ya da büyük bankalar aralarında anlaşıp piyasadaki hâkim konumlarını kötüye kullanıyor olabilir. Her ne şekilde olursa olsun, rekabetin önündeki engeller bankaların normalden fazla kâr elde etmesine ve müşterilerin memnuniyetsizliğine rağmen yüksek ücret ve komisyonlar uygulayabilmesine olanak tanır.

Biliyorsunuz, on iki büyük bankamız geçen aylarda mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri alanında anlaşma ve uyumlu eylem içinde bulundukları için Rekabet Kurumu’ndan yaklaşık 1 milyar TL ceza almıştı.* Rekabet Kurumu’nun bu kararı,* eksik rekabet teşhisimizin doğru olabileceğini gösteriyor. Bankacılıkta rekabeti inceleyen çalışmalar da bu sektörde rekabetin istenen düzeylerde olmadığını gösteriyor.[1]

Piyasaya baktığımızda her şeye rağmen rekabetin biraz olsun arttığını görüyoruz. Örneğin, son aylarda bazı bankalar yukarıda bahsi geçen ve hemen her banka müşterisinin şikâyetçi olduğu ücret ve komisyonları azaltarak rekabet etmeye çalışıyor.  Bu güzel bir gelişme ama yeterli değil. Bankacılık sektöründeki rekabetin daha fazla arttırılması gerekiyor. Hayır, bunu sadece ödediğim ücret ve komisyonlar azalsın diye söylemiyorum. Sektörle ilgili endişelerim de var. Gelirlerinin çoğunu ücret ve komisyonlardan elde eden bankalarımız, bankacılık yapmayı hepten unutacaklar, topladıkları altınlara kanıp kuyumculuğa falan başlayacaklar diye korkuyorum. Öte taraftan BDDK’nın bir düzenlemesi ile kaybedebilecekleri ücret ve komisyon gelirlerine bu kadar bel bağlamaları da riskli. Rekabetçi bir bankacılık sektörü, büyümek isteyen bir ülkenin olmazsa olmazlarından biri, bunu biliyoruz. Rekabetin olmadığı yerde en çok kaybedenin tüketiciler olduğunu da biliyoruz. Dolayısıyla, bankacılık sektöründe rekabetin artması hem makroekonomik hedefler hem de banka müşterilerinin akıl ve cüzdan sağlığı açısından faydalı olacak bir şey. Bu sebeplerle, Rekabet kurumu ve BDDK’nın bu işe bir el atmasında fayda olabilir. Tabii, bankalar da rekabeti arttıracak hamleler yapabilirler. Hatta mevcut duruma bakarsak, rekabeti arttıracak hamleleri yapanilk bankalardan olmanın çok büyük bir avantaj sağlayacağı da açık. Müşteriler yavaş yavaş fazla ücret-komisyon alanlardan, almayanlara veya daha az alanlara doğru kaçmaya başladı bile. Daha rekabetçi fiyatlar uygulamak için fazla bekleyen bankalar, gemiyi kaçırabilir. Benden söylemesi.

Neyse, bankaların aldığı ücret, komisyon ve aidatlardan kurtulmanın yolu ikidir. Bir: Bankacılıkta rekabetin artması. O olmadı, iki: Müşterilerin ücret, komisyon, aidat ve bin bir türlü diğer masrafı alan bankalarla ilişkisini bir an önce, kat’iyetle kesmesi ve başka bir bankayla çalışması.

Kredi kartı, emeklilik vb. satarken bir salon beyefendisi, kart iptal ettirirken veyahut aidatı geri ödememek için direnirken bir orman adamı gibi davranan; bize hesap açtırmak için kelebek gibi yaklaşan, hesabımızı işletirken ise arı gibi sokan bankalarla aramıza mesafe koymamızın zamanı çoktan geldi de geçiyor. Müşterilerini “yolmaya” çalışmayan güzel bankalar neredesiniz? Size geliyoruz.


[1] Coşkun, M.N. et al., 2012. Türkiye’de bankacılık sektörü: Piyasa yapısı, firma davranışları ve rekabet analizi, İstanbul: Türkiye Bankacılar Birliği. Online: http://www.tbb.org.tr/Content/Upload/Dokuman/796/rekabetKitap.pdf

 

One thought on “BANKA KOMİSYONLARI

  1. Hocam kaleminize sağlık. Hukuk sistemindeki belirsizlik düzelmediği sürece bankaların tüketicinin hakkını düşünmesi pek mümkün değil. Çok cüzi de olsa 10 yıl geriye dönük kesilen kredi kartı aidatlarını geri almayı düşündüm ve biraz araştırdım. Tüketici hakem heyeti ile de görüştüm. Olay hakkında yargıtayın kararı olmasına rağmen, bankalar tüketici hakem heyeti kararını temyize götürdüğünde bazı daireler tüketici aleyhine karar verebiliyormuş. İnternette araştırdığımda temyiz sonucunda bazı kimselerden 1000 tl civarında masrafı karşılaması istenmiş. Hukukun kararsız kaldığı bir durumda tüketicilerin sığınacağı bir yer kalmıyor, bankaların rekabete girmelerini beklemek zorunda kalıyoruz!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *