BÖY-LE BİR ZİH-NİYET İS-TE-Mİ-YO-RUZ! ?>

BÖY-LE BİR ZİH-NİYET İS-TE-Mİ-YO-RUZ!

KIRMIZILI KADIN

Son günlerde “çözüm erken seçimdir” diyenlerin sayısı artıyor. “Çözüm erken seçimdir” diyenler arasında fikirlerine saygı duyduğum pek çok insan da var. Ancak, çözüm erken seçim değil. Çözüm istiyorsak, şapkamızı önümüze koyup neler olduğunu, nasıl olduğunu ve neden olduğunu iyice düşünmemiz gerekiyor. Ha “biz düşünüyoruz” diyebilirsiniz, güzel. O zaman şöyle söyleyeyim: Siyasetçilerin oturup iyice bir düşünmesi gerekiyor. Erken seçim kararı sadece düşünmeyi ertelemek anlamına gelir. Seçimden sonra aynı sorunlarla yeniden karşı karşıya kalırız. Açıklamaya çalışayım.

Önce hükûmetin tavrından başlayalım. Hükûmet bu olayları kendisine karşı tasarlanmış bir kumpas olarak algılıyor veya öyle algılamak istiyor. Evet sokaklarda “Başbakan istifa” falan gibi sloganlar sık sık atılıyor. Bu sloganlar yine sık sık Recep Tayyip Erdoğan’ın ismi verilerek de yapılıyor. Bunlar doğru. Tepkilerin AKP hükûmetine karşı yoğunlaşması şaşırtıcı değil, çünkü şu anda bu ülkeyi AKP hükûmeti yönetiyor. Ama “asıl karşı durulan şey nedir?” diye sorduğumuzda görüyoruz ki Türkiye’nin her köşesinde çeşitli şekillerde seslerini duyurmaya çalışanlar, bir zihniyete karşı çıkıyor. İnsanlar kendilerine, nasıl yaşadıklarına karışılmasını istemiyorlar. Şehirleri ve mahalleleriyle ilgili kararları kendileri almak istiyorlar. Onlara sorulmadan alınan tepeden inme kararlara isyan ediyorlar. Bugün AKP bu baskıcı zihniyetle hareket ettiği için eleştiriliyor. İnsanlar da sokaklarda bu zihniyete karşı çıkıyorlar. Ama yarın CHP veya MHP iktidara gelse bu insanlar susmayacak. Bu siyasi partilerin zihniyetleri de AKP’nin mevcut zihniyeti ile aşağı yukarı aynı, sadece baskı uygulamak veya kayırmak istedikleri insan grupları farklı. Gezi Parkı direnişi ve özellikle de Gezi Parkı’nda yaşananlar bize gösterdi ki insanlar bu zihniyete topluca isyan ediyorlar. Eylemciler arasında her düşünce ve ideolojiden insan var. Dolayısıyla, eylemleri tek bir ideoloji, düşünce sistemine veya siyasi partiye bağlamak büyük bir hata. Çok büyük bir hata! Bu insanlar (tabii ki ben de dâhilim bu gruba) gerçekten demokratik bir Türkiye istiyor. Bütün bu eylemlerin meali şu: “bu zihniyet gitsin, yenisi gelsin”.

Özetle, Türkiye’nin her köşesindeki eylemcileri bir arada tutan ortak nokta şu: Daha demokratik bir Türkiye isteği. Meydanlarda mevcut hükûmet eleştiriliyor diye bu mesajı kaçırmayın. Bu eylemciler aynı zihniyete sahip başka bir hükûmete “eyvallah” diyecekler sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Daha fazla demokrasi vaat etmeyen her siyasi parti bundan sonra eleştirilecek. CHP’nin, MHP’nin ve diğer partilerin de bunu çok iyi anlaması lazım. Artık demokrasi zamanı!

Şimdi gelelim neden erken seçimin iyi bir fikir olmadığına. Erken seçim iyi bir fikir değil çünkü sadece ve sadece mevcut sorunun ötelenmesine neden olacak. Yapılması gereken şey, seçimlere kadarki zamanı daha demokratik bir Türkiye’yi nasıl oluşturabiliriz diye düşünerek değerlendirmek. Bunu düşünmesi gereken sadece AKP değil. Tüm siyasi partilerin oturup düşünmesi gerekiyor. Tabii sadece düşünmek de yeterli değil, önümüzdeki seçimlerden ‘demokrasi’ çıkması ihtimalini güçlendirmek için adımlar da atılması gerekiyor. Örneğin, seçim barajının kaldırılması şart. Baraj kaldırılmadan yapılacak bir seçimin bizi ileri götürme ihtimali çok düşük. Şunları da not etmek lazım. AKP taraftarları Gezi Parkı direnişini AKP oyuna çevrilebileceğini düşünerek erken seçim istiyor. AKP karşıtları ise belki AKP zayıflar diye erken seçim öneriyorlar. Her iki durumda da, yani AKP’nin güçlenmesi veya zayıflaması durumlarında da, bugüne göre ne değişmiş olacak? Hatta daha ileri gidelim, CHP veya MHP tek başına iktidar olsa ne olacak? Ne değişecek? Değişmeyen kafalardan daha fazla demokrasi mi beklemeliyiz? Seçim barajından çoğulculuk mu beklemeliyiz? Benim kanaatim odur ki erken bir seçim, tüm sorunların ötelenmesinden başka bir işe yaramaz.

Önümüzdeki günleri daha demokratik bir Türkiye ve daha demokratik bir seçim sistemi tasarlamak için kullanmalıyız. Şu anda hem hükûmetin hem de muhalefetin üzerinde büyük bir sorumluluk var, erken seçim sorumluluktan kaçmak demek, yapılması gereken şey seçimlere kadar demokratikleşme çalışmalarını hızlandırmak.

“Hükûmet istifa” veya “Başbakan istifa” sloganlarını “bu eylemciler AKP’ye karşı” diye okumak kolaya kaçmaktan, gerçeklerden kaçmaktan başka bir şey değil. Bu eylemciler anti-demokratik ve baskıcı zihniyete karşı çıkıyor. Dert mevcut hükûmet değil; asıl dert, mevcut hükûmette ve neredeyse tüm siyasi partilerde gözlemlediğimiz baskıcı zihniyet. Duyulması gereken slogan şu: “BÖY-LE BİR ZİH-NİYET İS-TE-Mİ-YO-RUZ”!

————–

Güncelleme:

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *