AKP TARİHİ FIRSATI TEPİYOR ?>

AKP TARİHİ FIRSATI TEPİYOR

Hangi fırsatı mı tepiyor? Demokratikleşme fırsatını tepiyor. Demokratikleşme yoluyla gelecek iktisadi büyüme ve kalkınma fırsatını tepiyor. Orta gelir tuzağından hızla çıkma ve 2023 hedeflerine bir an önce ulaşma fırsatını tepiyor. Özetle büyük bir fırsatı “gelecek seçimde oy oranımı nasıl koruyabilirim veya arttırabilirim” diye düşünerek tepiyor.

Pek çok kişi Başbakan’ın Gezi Parkı direnişine verdiği ilk tepkileri “Başbakan ne olup bittiğini anlamadı” diye yorumlamıştı. Bu elbet doğru olamazdı çünkü Başbakan ve ekibi bugüne kadar gösterdikleri performansla ne kadar zeki ve iş bitirici olduklarını gösterdiler. Ne olup bittiğini anlamamış olamazlardı. İsmet Berkan “Başbakan sokağı anladı; yaptığı da bilinçli”* başlıklı yazısında şöyle diyordu.

“Bir kere ‘Anlamadı’ demek, tepeden bir bakış. Türkiye’nin Başbakanı’ndan söz ediyoruz; sevmeyenlerin bile hiç küçümsememesi gereken bir kişiden yani. […] Bana soracak olursanız, Başbakan Erdoğan olası bir anayasa referandumunun, yerel seçimin ve cumhurbaşkanlığı seçiminin ortak seçim kampanyasını 31 Mayıs 2013 itibarıyla İstanbul’da başlattı.” *

Başbakan daha sonra yaptığı konuşmalarda böyle bir strateji izliyor olabileceğinin sinyallerini verdi. “Çapulcu” ve “alkolikler”e, “faiz lobisi”, “dış güçler”, “vandallar” gibi ifadeleri ekledi ve tüm bu olanların AKP’ye karşı oynanan büyük bir oyunun bir parçası olduğunu ima etti. Başbakan’ın konuşmalarına AKPli vekil ve köşe yazarlarının “Ergenekon”, “dış mihraklar”, “güçlenmemizi istemeyen bazı güçler”, “birileri”, “bir takım odaklar” ve benzeri ifadeleri eklendi. AKP kamuoyunun algısını değiştirmek için hararetle çalışmaya başladı. Anlayabildiğimiz kadarıyla, Gezi Parkı direnişine karşı strateji belirlenmişti: Gezi Parti direnişi, AKP oylarının bütünlüğünü korumak ve gelecek seçimde %50’nin blok olarak AKP’ye oy vermesini sağlanmak için kullanılacaktı!

İhsan Dağlı* ve İsmet Berkan* AKP’nin ve Başbakan’ın önünde iki seçenek olduğunu yazmıştı: “ya iktidarının mutlak değil sınırlı olduğunu kabul edecek ya da çoğunluğuna güvenerek azınlığı sindirecek”ti*. AKP ikinci yolu seçti. Bu seçimle birlikte de önündeki büyük fırsatı tepmiş oldu. Başbakan birinci yolu seçseydi, demokratikleşme adımlarını hızlandıracak, sokaklara dökülen kalabalığa onların da Başbakan’ı olduğunu gösterecek ve böylece AKP bugüne kadarki başarılarına bir yenisini eklemiş olacaktı. Çünkü daha demokratik bir Türkiye, daha mutlu, daha başarılı bir Türkiye demek olacaktı. Demokratikleşmede bir adım daha ileri gitmemiz bizi 2023 hedeflerine hızla ulaşmaktan alıkoyan en önemli bariyerin, yani demokrasi ayıplarımızın, ortadan kaldırılması anlamına gelecekti.

Daron Acemoğlu ve James Robinson’un Why  Nations Fail başlıklı kitabını okuyanlar bilirler, uzun dönemli büyüme ve kalkınmayı sağlamanın sırlarından biri daha fazla demokrasidir. Eğer AKP Gezi Parkı direnişini “artık daha demokratik bir Türkiye oluşturmanın zamanı gelmiştir” diye yorumlasaydı ve ülkedeki demokratik kurumların geliştirilmesi, kişisel özgürlüklerin arttırılması, hukuk sisteminin iyileştirilmesi, kamu kurumlarının şeffaflaşması, yolsuzlukların azaltılması ve fırsat eşitliğinin sağlanması için hızla çalışmaya başlasaydı, Türkiye tarihindeki en önemli adımlardan birini atmış olacaktı. Bu adımla birlikte sürekli bir büyüme ve kalkınma için gerekli olan kapsayıcı (inclusive) kurumları geliştirecek, siyasal ve iktisadi özgürlükleri arttıracak, dolayısıyla da 2023 hedeflerine doğru hızla yol almamızı sağlayacaktı. Şu anda görünen o ki, bu yolu seçmeyi tercih etmediler. Ama Acemoğlu’nun kitabındaki tarihsel örneklere baktığımızda görüyoruz ki, güçlü iktidarlar bunların yapılması gerektiğini unutabiliyorlar. Hatırlamak bu sebeple faydalı olabilir. Bu büyük fırsat şu anda AKP’nin önünde duruyor. Gerilimi nasıl oya çeviririm diye düşünmek yerine, daha mutlu daha müreffeh bir Türkiye’yi nasıl oluşturabiliriz diye düşünmeleri hala mümkün. Hiçbir şey için geç kalınmış değil.

AKP her iki stratejiyi de başarıyla uygulayabilecek bir parti. İsterse yaygın medya desteği ile Gezi Parkı direnişini AKP oylarını korumak ve hatta belki de arttırmak için kullanabilir. Gezi Parkı’nda başlayan ve tüm Türkiye’ye yayılan demokrasi talebini, “dış mihrakların oyunu” olarak sunabilir, kamu oyu algısını manipüle edebilir. Bunu yapabilecek gücü var. Alternatif olarak, demokratikleşme taleplerine cevap verebilir, anayasayı ve seçim sistemini değiştirebilir, seçim barajını kaldırabilir, özgürlükleri garanti altına alıp gerçek bir hukuk devleti haline gelmemizi sağlayabilir. Bunu yapacak gücü de var. Birinci yol, sadece gelecek seçime odaklanmış bir strateji, ikinci yol ise uzun dönemli bir strateji. Türkiye’nin geleceği için ikinci yolu seçmelerinde büyük fayda var. Bunu yapmaya nasıl ikna olurlar bilmiyorum. Belki şunu söylemek faydalı olabilir. Gezi Parkı direnişiyle birlikte gençlerin büyük bir yaratıcılık sergilediklerine de şahit olduk. Gençler zeka dolu pankartlar, duvar yazıları, şarkılar, türküler, sloganlarla bizleri hayrete düşürdüler. Yaşanan kaos ortamında bile bizi güldürmeyi başardılar. Özgürlük ve daha fazla demokrasi umudu büyük bir yaratıcılık patlamasına yol açtı. Bizi 2023 hedeflerine ulaştıracak ve daha ileri götürecek şey gençlerin yaratıcı zekası ve fikirleridir. Hükûmet yaratıcılığı bastırmak yerine özgür bırakırsa, bu gençler bizi 2023 hedeflerine 2023’den önce ulaştırırlar. Benden söylemesi.

Güncelleme:

  • Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 9 Haziran 2013 tarihinde ve sonrasında yaptığı konuşmalar* , **, *** gösterdi ki AKP, Gezi Parkı direnişini “biz” ve “onlar” (çapulcular) diye kodlayarak Gezi Parkı direnişiyle başlayan demokrasi taleplerini yok sayıp, toplumu kutuplaştırarak gelecek seçimde daha fazla oy almayı hedefliyor. Yani özetle AKP önündeki tarihi fırsatı tepti ve Türkiye’nin geleceği açısından riskli bir adım atmış oldu.

————–
NOTLAR:

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *