42 Kitap Müzik Hayat ?>

42 Kitap Müzik Hayat

N. Emrah AYDINONAT
Mülkiyeliler Birliği Dergisi 243-1, 2004

Kimdir Mülkiyeli? Ne yer? Ne içer? Ne dinler? Ne seyreder? Nelerden hoşlanır? Nelerle gevşer? Güzel bir müzik eşliğinde fıkır fıkır oynar mı? Yoksa, fıkır fıkır oynayanlara bakıp söylenir mi? Popüler kültürün efendisi midir? Kitapçıya girince hangi bölüme meyleder, hangi bölümlerden uzak durur? Kıyamete inanır mı? Yoksa hayatın anlamının peşinde mi koşmaktadır?
Retoriğin, hitap sanatının, temel ilkesi okuyucu, dinleyici kitlesini ve onların eğilimlerini iyice belirleyip argümanı nabza göre zerk etmektir. Ne var ki, bu yazıyı yazmaya başlamadan önce düşündüm, taşındım; sordum, soruşturdum, şöyle elle tutulur bir Mülkiyeli profili çıkaramadım. Kimi caz dinliyor, klüplere gidip dans ediyor; kimi halk müziğimizi yemiş bitirmiş, saz çalıyor, türkü söylüyor; kimi Hollywood sinemasına aşık, aktör, yönetmen, kameraman demeden ezberden sayıyor; kimi Bollywood sinemasına kafayı takmış Hindistan gezisi hayalleriyle para biriktiriyor; bazısı Radikal okuyor, Cnbc-e seyrediyor; bazısı yıllardır Cumhuriyet’ini koltuk altından eksik etmiyor; bir kısmı Ankara müzik festivalini heyecanla beklerken, diğer kısmı “yarın ne pişirsek, her gün aynı şeyler bıktık” diye hayıflanıyor… Mülkiyeli profili, şöyle biraz uzaktan bakınca, aynı kökte (isteyerek ya da istemeyerek) yetişmiş farklı çiçekleri andırıyor… Her neyse, bu türden bir çeşitlilik veriyken, “Mülkiyeli bunu okur, şunu okur” diye ahkam kesmenin, genellemeler yapmanın hatalı olacağı açık. İşte bu sebeple, ben de sizlere beni heyecanlandıran bazı şeyleri aktaracağım. Pek tabii sizlerin de ilgisini çekeceğini düşünerek. “Bazı şeyler” diyorum, çünkü bahsini edeceğim şeyler yeni çıkan albümler, kitaplar vesaire olabileceği gibi, hayata dair bazı notlar da olabilecek. Bunları yaparken tek amacım ise sizleri günlük rutininizin dışına çıkarmak olacak. Bunu başarmak için ben de günlük rutinimin dışına çıkacağım elbet… Başlayalım:

Evrenin bir köşesindeki yaşam formlarından biri hayat, yaşam, evren ve her şey ile ilgili o büyük ve derin sorularına cevap bulmak üzere “Derin Düşünce” isimli süper bir bilgisayar geliştirir. Sonra da o ırkın bilgeleri Derin Düşünce’ye yaşam, evren ve her şey ile ilgili sorularını yanıtlayıp yanıtlayamayacağını sorar. Derin Düşünce cevabı bulabileceğini, fakat bunun uzun sürebileceğini söyleyince de beklemeye koyulurlar. Tam olarak yedi buçuk milyon yıl sonra Derin Düşünce cevabı açıklar. Yaşam, evren ve her şey hakkındaki o derin ve önemli sorunun tek bir cevabı vardır: 42. Bahsi geçen ırkın bireyleri bu cevabı şaşkınlıkla karşılar. Ne var ki, yapılacak bir şey yoktur. Derin Düşünce onlara cevabın anlam kazanabilmesi için sorunun tam olarak ne olduğunu bilmeleri gerektiğini söyler. Böylece yaşam, evren ve her şey hakkındaki o önemli ve derin sorunun ne olduğunu bulmak üzere yeni organik bir bilgisayar yapmaya koyulurlar. Olaylar gelişir.

Douglas Adams’ın ‘Her Otostopçunun Galaksi Rehberi’ beşlemesinde[1] anlatılan bu hikaye bizlere hayat hakkında çok şey anlatıyor aslında: Sorularımızı net bir biçimde ifade etmediğimiz sürece alacağımız cevapların pek bir anlamı yoktur. Bu akademik hayatta da böyledir, eşimizle ve çocuğumuzla olan ilişkilerimizde de. Hazırlanacak bir raporda ne istendiğini bilmemiz kadar, eşimizin bizden tam olarak ne istediğini bilmemiz de önemlidir. Hayatın muğlak alanları berrak sorularla gezildiği ölçüde anlam kazanacaktır… Ve pek tabii ki bunların tam tersi de doğrudur: Sorusuz bir hayat sorunsuz bir hayattır…

Douglas Adams’ı tanımayanlara ilk bakışta “uyduruk” bir kitap dizisi gibi görünen ‘Her Otostopçunun Galaksi Rehberi’ aslında bizleri yukarıdaki türden saçmalamalara ve belki de daha akıllılarımızı hayat hakkında derin düşüncelere itebilecek bir seri. Her Otostopçunun Galaksi Rehberi yeni bir şey değil elbet. Teknoloji ve bilim-kurguyla ilgilenen genç kuşağın severek okuduğu, sık sık gönderme yaptığı bir kitap dizisi. Mizah öğeleri ağır basan bu bilim kurgu serisini Douglas Adams ilk olarak bir ‘radyo tiyatrosu’ olarak düşünmüş. BBC radyosunda yayımlanan bu hikaye çok tutunca kitaplar birbirini kovalamış. Bir üçleme olarak başlayan seri, beşleme olarak tamamlanmış. Adams bir üçlemede neden beş kitap bulunduğuyla ilgili soruya ise şöyle karşılık vermiş: “bu zayıf aritmetik bilgimin bir sonucu.”

Adams her ne kadar zayıf aritmetik bilgisinden bahsetse de bu onun hayata bakışının bir parçası olarak algılanmalı. Adams’ın yakın arkadaşı, ünlü popüler bilim yazarı ve biyolog Richard Dawkins,[2] Adams vefat ettikten birkaç gün sonra şöyle yazmış:[3] “O hayatı koca bir Monty Python[4] skeci gibi görürdü.” Hayata mizahla yaklaşmasının yanında Adams’ın doğa bilimleri ve teknoloji bilgisi Richard Dawkins gibi birini bile etkileyecek kadar iyidir. Zaten kitaplarında da bunu hissettirir. Bu sebeple Her Otostopçunun Galaksi Rehberi, içinde herkes için bir şeyler barındıran bir kitap dizisi. Hayata biraz olsun komik tarafından yaklaşabilen ve bilimle az çok ilgilenenler için bulunmaz bir hikaye. Ama siz “üşenirim şimdi ben, bir sürü şey oku oku bitmez” diyorsanız, o zaman ‘Her Otostopçunun Galaksi Rehberi’ ismini bir kenara not edin. Her güzel kitabın olduğu gibi bu kitabın da filmi çekilecek. Hatta çalışmalar başladı bile. Geldiğinde patlamış mısırlarınızı alıp sinemada seyredersiniz. Ama bana sorarsanız film, kitabın ya da radyo tiyatrosunun yerini tutamayacaktır. Kitapçıya uğradığınızda Douglas Adams’ın kitaplarına bir göz atın. Bir çoğunuz pişman olmayacaksınız.

Şimdi Douglas Adams’ı bir köşeye koyalım. Daha güncel şeylerden bahsedelim. Bu yazıyı yazmadan önce için yeni çıkanlar ve en çok satanlar listelerine bir göz attım. Muhtemelen bu listedeki kitap ve cd’ler hakkında başka yerlerde okuyabileceğiniz yüzlerce yazı vardır. En azından internette bunlar hakkında bol bol bilgi bulabilirsiniz. Başkalarının yaptığını tekrar etmenin alemi yok. Bu listelerde bir kitap bir de cd dikkatimi çekti. Onlardan bahsetmek istiyorum.

Yeniler listesinde dikkatimi çeken eser Mehmet Eroğlu’nun “Kusma Kulübü”. Mehmet Eroğlu kitap meraklıları tarafından Türkiye’nin en iyi yazarları arasında sayılsa da çok bilinen bir yazar değil. Bunda sanırım kendi reklamını yapmamasının payı büyük. Kendisi 1979 yılında Milliyet Roman Yarışması’nda birinciliği Orhan Pamuk ile paylaşmış.[5] Doğrusunu söylemek gerekirse ben de Mehmet Eroğlu ile Kusma Kulübünde tanıştım. Hatta bu sabah okumaya başladım. Bir edebiyat eleştirmeni olmadığıma göre sizlerle ilk deneyimlerimi paylaşmakta bir sakınca görmüyorum. Kitap adından da anlaşılacağı üzere kasvetli bir şekilde başlıyor. Eroğlu’nun anlatımı akıcı ve okuyucuyu kendine bağlıyor. Ne var ki, zaten varoluşsal kaygılarla mücadele eden bir insansanız, bu kitabın sizi aydınlık bir geleceğe götüreceğini söyleyemeyiz. Daha kitabı okumaya başlar başlamaz kalbimin sıkıştığını, per perişan olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu bağlamda Eroğlu’nun başarısı herhalde bizi hikayesinin içine sokup kusma kulübü’ne hemen üye yapmak. Kitaptan kısa bir alıntı belki biraz fikir verebilir:

“Hayat mutlu olmak içinmiş! Benimki mutsuzluğuma alışmaktan ibaret. Eğer hayat ölümümüze doğru akan, uzunluğu belirsiz bir ırmaksa, bana ait olana hiç bir kolun bağlanmadığını da söylemeliyim: Dar kanyonların arasına sıkışmış, coşkusuz ve yatağını derinleştiremeyen cılız bir akıntı benimki…

Dışarıda nakarat gibi bir yağmur, penceredeyse insanı itirafa zorlayan, buyurgan bir loşluk var. Cama gecenin kumaşından dokunmuş bir perde gibi asılmış bu belirsizliğin gerisinde, geçmişini yitirenlere özgü bir yalnızlığın koynunda ürperiyor ve telefona kurtuluşa uzanan, ırmağın üzerindeki yıkılmamış son köprüymüş gibi bakıyorum: Şu en gerideki, ödü kopmuş askerin, ölümünden az önce baktığı gibi. Galiba arada mırıldanıyorum da. Aslında bunda garip bir şey yok: Bir kez daha kendi kendimin sırdaşı olmaya hazırlanıyor olmalıyım. Vakit geldi: Öç alanların intikam şölenine katılmak için ben de yerimi almalıyım.”

Biraz mide bulantısına ve sarsıcı bir okumaya açsanız Kusma Kulübü sizler için yazılmış bir kitap. Buyurun siz de kulübe katılın.

Çok satanlar listesinde dikkatimi çeken eser ise Burhan Öçal & Trakya All Stars Kırklareli İl Sınırı Featuring Smadj. Burhan Öçal’ın en çok satanlar listesinde yer almasına şaştım kaldım doğrusu. Herhalde bu albüm çok satmasını iyi tanıtıma borçlu. Hatırlarsanız albüm çıkmadan önce Burhan Öçal’ı ve Trakya All Stars projesini sık sık medyada görmek/duymak mümkündü. Yoksa ne Trakya müziğine ne de Burhan Öçal’a özel bir ilgimiz olduğunu sanmıyorum. Yine de Burhan Öçal’ın bir şekilde tanınmış olması sevindirici. Doublemoon[6] isimli şirket bizlere Burhan Öçal gibi bir çok değerli müzisyeni tanıttı. Baba Zula, Laço Tayfa, Mercan Dede, Wax Poetic (İlhan Erşahin projesi), İstanbul Blues Kumpanyası ve Brooklyn Funk Essentials bunlardan sadece bazıları. Her neyse, eğer Burhan Öçal’ın Trakya All Stars alıp da beğendiyseniz, ben de haddim olmayarak sizlere bir iki öneride bulunmak istiyorum.

Eğer etnik müzik caz karışımından hoşlanıyorsanız Öçal ve Enver Izmailov’un Karadeniz – Black Sea adlı albümünü çok beğeneceksiniz. Özellikle Izmailov’un gitar çalışına hayran kalacaksınız. Benzer bir tadı Öçal ve Jamaaladeen Tacuma (bas gitar)’nın Groove Alla Turca adlı albümünde de alabilirsiniz. Ne var ki, bu albüm Öçal’ın diğer albümlerine göre biraz daha vasat. Yine de Two by Two adlı eserde gerçekten de çok güzel bir “groove” yakaladıklarını söylemek mümkün. Yok eğer “hem etnik öğeler olsun hem de biraz elektronik karışsın işin içine, dinlediğim müzik şöyle değişik bir atmosfer yaratsın hem ruhumda hem de bedenimde” diyorsanız, o vakit Burhan Öçal ile Pete Namlook’un Sultan Osman adlı albümüne bir göz atınız. Bu albümde Pete Namlook’un bir elektronik müzik üstadı olduğunu göreceksiniz. Perküsyon düzenlemeleri ise oldukça güzel. Benim favori albümüm ise yurt dışında yayımlanmış ve muhtemelen bir daha basılmamış bir albüm: Werner Lüdi (alto saksafon) ve Öcal: Grand Bazar.[7] Oryantal ritimlerle bezenmiş bir serbest caz çalışması olan bu albüm “free caz” denen illetten biraz hoşlanıyorsanız sizi kendinizden alacaktır.

Burhan Öçal köklerini unutmadan gerçek bir dünya müzisyeni olabilmiş nadir yeteneklerden. Sanıyorum ki, bunda hem tekniği, hem de kitleleri kolayca etkileme kabiliyeti önemli rol oynuyor. Aslında sanmıyorum biliyorum: Hollanda’da verdiği bir konserde konsere gelenleri şıkır şıkır, fıkır fıkır oynattığını gözlerimle gördüm. Rotterdam’daki ciddi bir konser salonunu “kadınlar gününe” çevirebildiğine göre bu adamda bir şeyler olmalı.

[1] Serinin kitapları: “Her Otostopçunun Galaksi Rehberi”, “Yaşam, Evren ve Her şey”, “Hoşçakal, Balık için Teşekkürler”, “Evrenin Sonundaki Restoran”, “Çoğunlukla Zararsız”. Sarmal Yayınevi..
[2] Richard Dawkins’in en çok okunan kitabı “Gen Bencildir” (The Selfish Gene) adlı kitaptır. Evrimci biyolojinin temellerini herkesin anlayabileceği bir dille anlattığı halde evrimci biyologların da üzerinde tartıştığı bir kitap olduğunu not edelim. Tübitak yayınlarından kitabı bulabilirsiniz.
[3] “Lament for Douglas Adams” Richard Dawkins, The Guardian 14 Mayıs 2001
[4] Monty Python BBC’de yayınlanmış ünlü bir komedi programı. Çok zekice esprilerle ve efsane haline gelmiş animasyonlarla bezenmiş “kült” bir dizi. Özellikle Hayatın anlamı (The meaning of life) adlı dizi seyredilmeye değer. Film kulübünüzden ısrarla isteyiniz.
[5] Mehmet Eroğlu’nun kitapları: Issızlığın Ortası (1984), Geç Kalmış Ölü (1984), Yarım Kalan Yürüyüş (1986), Adını Unutan Adam (1989), Yürek Sürgünü (1994), Yüz:1981 (2000), Zamanın Manzarası (2002), Kusma Kulübü (2004). Eroğlu aynı zamanda şu senaryolara da imza atmış: Sızı (1994, TRT 4 Bölüm), Issızlığın Ortası (1998, TRT 4 Bölüm), Tutku Çemberi (2000, TRT 13 Bölüm), 80. Adım (1996 İstanbul Film Festivali, En İyi Türk filmi ve Uluslararası Sinema Yazarları ve Eleştirmenleri -Fibresci- ödülleri), Solgun Bir Sarı Gül (1997 Antalya Altın Portakal Jüri Özel Ödülü, 1997 Adana Altın Koza En İyi 3. film). Kitaplar ve senaryolar hakkında ayrıntılı bilgiye http://www.mehmeteroglu.info/ adresinden ulaşılabilir.
[6] http://www.doublemoon.com.tr/
[7] Bu albümü Creative Works yayımlamış: http://www.creativeworks.ch/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *