Piri Reis Haritası’nın Şifresi ?>

Piri Reis Haritası’nın Şifresi


Piri Reis Haritası’nın Şifresi (Metin Soylu) adlı kitapla ilgili eleştiri yazım 16 Eylül 2005 tarihli Radikal Kitap ekinde yayınlandı. Yer kısıtı nedeniyle Radikal Kitap ekinde ele alamadığım ayrıntıları aşağıda bulabilirsiniz. (Radikal Kitap’taki yazıyı okumak için buraya tıklayın.)

Piri Reis Haritası’nın Şifresi

1929 yılında Topkapı sarayındaki düzenlemeler sırasında bulunan ve 1513 yılında yapılmış olan Piri Reis Haritası, bulunduğu tarihten bugüne araştırmacıların ilgisini çekmiş ve tartışmalar yaratmış. Birçok yazar ve araştırmacı haritanın “esrarengiz” özelliklerine dikkat çekmiş ve bu özelliklerden şaşırtıcı sonuçlar çıkarmış. Son zamanlarda kitapçılarda ve süpermarketlerde görmeye başladığımız Piri Reis Haritası’nın Şifresi adlı kitap Piri Reis’in çalışmaları ile ilgili bu merakın bir uzantısı olarak görülebilir.

Esrarengiz Harita

Literatürde, Piri Reis Haritası’nın şu ilgi çekici özelliklere sahip olduğu söyleniyor: Piri Reis Haritası, (1) Amerika kıtasının ilk haritasıdır; (2) zamanının en iyi dünya haritasıdır; (3) 1513’ten çok daha sonra (1800’lerde) keşfedilen Antarktika kıtasını (buzlarla kaplı olmayan haliyle) göstermektedir; (4) Güney Amerika kıtasının güney ucunu uzaydan görüldüğü şekliyle resmetmiştir; (5) Güney Amerika kıtasının Antarktika ile okyanus altında nasıl birleştiğini göstermektedir; (6) dönemin tüm haritaları hatalarla dolu olduğu halde şaşkınlık verici bir şekilde hatasızdır.

Bu gözelemlere dayanan bir çok kitap yazılmış. Örneğin, Graham Hancock, Fingerprints of the Gods (Tanrıların Parmak İzleri) adlı kitabında Piri Reis haritasının daha önce bilinmeyen gelişmiş bir uygarlığın varlığına işaret edebileceğini söylüyor. Benzer bir iddia Charles Hapgood’un Maps of the Ancient Sea Kings: Evidence of Advanced Civilization in the Ice Age (Antik Deniz Krallarının Haritaları: Buzul Çağındaki Gelişmiş Uygarlıkların Delili) adlı kitabında Piri Reis Haritası’ndaki özelliklerin çok şaşırtıcı olmadığını, çünkü benzer özelliklerin daha önceki haritalarda da bulunduğunu söyleyerek, geçmişte yapılmış bu gelişmiş haritaların gelişmiş bir uygarlığın varlığına işaret edebileceğini söylüyor. Erich von Däniken ise Chariots of the Gods? (Tanrıların Arabaları) adlı kitapta, C. Hapgood’un iddialarını bir adım öteye götürerek, buzlardan arınmış Antarktika kıtasının ancak uzaylıların yardımıyla haritalara girmiş olabileceğini iddia ediyor. Bunlara ek olarak haritanın resmettiği Antarktika’nın kayıp kıta Atlantis olduğunu söyleyenler de var.

Piri Reis Haritası’nın Şifresi, kendisinden önceki kitaplardaki iddia ve gözlemlerin devamı niteliği taşısa da onlardan farklı. Bir defa, ‘uzaylılar’ ve ‘geçmişteki gelişmiş medeniyetler’ argümanlarını içermiyor. Kitap, “mucizeleri” Piri Reis’e atfetmek amacıyla yazılmış. Bir de yeni iddia içeriyor: Piri Reis Dünya’nın yuvarlak değil, onaltıgen olduğunu düşünüyormuş. Biz ise henüz bu bilgiye ulaşamamışız!

Kitabın yazarı, Metin Soylu, meraklı ve araştırmacı bir genç adam. Piri Reis Haritası’nı tamamlamak üzere çalışmalarına başlamış ve zamanında Milli Eğitim Bakanlığından da destek görmüş. Ama anladığım kadarıyla bu destek ona çalışmalarını sürdürebileceği bir yer vermekten öteye gitmemiş. Bu süreç içinde bazıları Metin Soylu’yu naif bir araştırmacı olarak görüp külliyen görmezden gelirken, diğerleri dudak bükerek “aferin oğlum devam et” demiş. Tüm bunların sonucu olarak, ortaya bilimsel yaklaşımla yakından uzaktan ilgisi olmayan bir kitap çıkmış.

Piri Reis Haritası’nın Şifresi, bir insanın inançlarına yenik düşüp, bilimsel araştırma mantığından nasıl uzaklaşabileceği gösteren örneklerden biri. Düşünme ve mantık hatalarıyla dolu. Şimdi, size bu hatalardan bir kaçını göstereceğim. Amacım Metin Soylu’yu kırmak değil, hatalarını göstererek sonraki çalışmalarında bunlardan kaçınmasını sağlamak.

Gerçekler

İlk önce, yukarıda saydığımız, Piri Reis Haritası’nın özellikleri ile başlayalım. Haritanın dönemin en iyi ve titiz çalışması olduğu doğru. Ancak, haritada resmedilen yerin Antarktika olduğunu söylemek güç. Bir çok araştırmacı bunun ufak bir benzerlikten ibaret olduğunda hem fikir. Antarktika sanılan yerin, Güney Amerika ile birleşik bir şekilde resmedilmiş olması, Piri Reis’in bu iki yerin suyun altında nasıl birleştiklerini gösterdiğine değil, oranın Antarktika olmadığına işaret ediyor. Bunlara ek olarak, Piri Reis Haritası’ndaki notlar da o bölgenin Antarktika olamayacağını gösteriyor. Genel kanı, o dönemlerde tam olarak bilinmeyen bölgelerin varsayımsal olarak resmedildiği yönünde. Ayrıca, Antarktika’nın buzlarla kaplı olmayan haliyle resmedilmiş olması da o dönem için imkansız, çünkü Antarktika, Piri Reis’in haritayı çizdiği tarihten yaklaşık 300 yıl sonra bulundu ve o sırada en iyi ihtimalle binlerce yıldır buzlarla kaplıydı. Elbette aynı bilgilere dayanarak haritanın uzaylılar tarafından (ya da yardımıyla) çizilen haritalara dayandığını iddia edenler var, ancak onlar da hem Piri Reis haritasındaki hem de önceki haritalardaki hataları açıklamakta güçlük çekiyor. (bkz. not 1)

Metin Soylu, kitabın başında, bize Piri Reis’i tanıttıktan sonra ilk önemli argümanını ortaya koyuyor: [1] “Piri Reis’in 1513 tarihinde çizmiş olduğu haritanın, bugün uzaydan çekilen dünya fotoğraflarıyla birebir aynı olduğu tespit edilmiştir” (sf. 32). Ne var ki, bu önerme yanlış: Haritacılıktan zerre kadar anlamayan bir kişi bile haritayı biraz inceleyip, güncel haritalarla karşılaştırdıktan sonra bunu görebilir. Bir çok kaynakta, haritanın o dönemin (özellikle haritacılık tekniği bakımından) en iyi haritası olduğu söylenmektedir, ancak yine aynı kaynaklar, haritanın hatalar içerdiğini de kabul etmektedir.(bkz. not 2) Bu noktaya geri geleceğiz. Zaten Metin Soylu kitabın ilerleyen bölümlerinde kendisiyle çelişerek bu önermenin hatalı olduğunu gösterecek.

Kitabın ikinci önemli argümanı Piri Reis Haritası’nın kendisinden önceki haritalara dayanarak çizilmiş olmadığını söylüyor. Metin Soylu, buna inanmıyor. Diyor ki, “o dönemin haritaları hatalıydı, Piri Reis hatalı haritalardan yola çıkarak hatasız bir harita yapmış olamaz.” Bu iddianın ardındaki akıl yürütme şöyle sergilenebilir: [2] Piri Reis Haritasından önce yapılan bütün haritalar hatalıdır (sf. 37 – 60). [3] Hatalı haritalar kullanılarak yapılan yeni bir haritada kullanılan tüm haritalardaki hatalar görülecektir (sf. 38). [4] Eğer [1], [2], ve [3] doğru ise, Piri Reis haritasının önceki haritalardan yararlanılarak yapıldığını söyleyemeyiz.

Önerme [1]’in hatalı olduğunu görmüştük. Önerme [2] doğru. Önerme [3] ise kocaman bir mantık hatası içeriyor. Önceki haritaların karşılaştırmalı incelemesi sonucu olarak bu haritalardaki hataların bir kısmı ortadan kaldırılabilir. Buna ek olarak, eğer daha iyi ve tutarlı bir haritacılık tekniği kullanılıyorsa, varolan hataların önemli bir kısmı yok edilebilir. Piri Reis’in haritacılık tekniğinin iyi olduğu genel olarak kabul gördüğüne göre başka haritalardan faydalanmış olmasında hiçbir gariplik yoktur. Zaten, Piri Reis, harita üzerindeki notlarda, bu haritayı elindeki diğer haritalardan faydalanarak yaptığını beyan ediyor:


“Özellikle yirmi kadar harita ile Arapların Caferiye (coğrafya) dedikleri ve
kara parçalarını da içine alan İskender-i Zulkarneyn zamanında yapılmış olan
sekiz dünya haritasından, Arabi Hint haritasından, yeni yapılan ve Sind, Hind ve
Çin ülkelerini de geometri yöntemiyle gösteren dört Portekiz haritası ile
Kolomb’un batı tarafında yaptığı haritadan, karşılaştırma yoluyla ile çıkarılıp
bu şekil ortaya kondu.” Sf. 25

Kaçınılmaz olarak insanın aklına “kazan doğurdu” hikayesi geliyor: Sevgili Metin Soylu, haritaya inanıyorsun da üzerindeki notlara neden inanmıyorsun?

Dünya – Suküre

Kitabın ilerleyen bölümlerinde meşhur Antarktika meselesini gündeme geliyor. Metin Soylu’nun iddiası şu: [5] Piri Reis Haritası’nda Arjantin’in uç noktası ile Antarktika dağlarının birleştiği görülmektedir (sf. 69). [6] Uydudan çekilen dünya fotoğraflarında Arjantin’in uç noktası ile Antarktika dağlarının birleşme hadisesi söz konusu olmamaktadır (sf. 69). [7] Ancak ve ancak suküreyi ortadan kaldırırsak, Arjantin’in uç noktası ile Antarktika dağlarının birleştiğini görebiliriz (sf. 69 – 70). Yazar bu üç önermeden yola çıkarak Piri Reis Haritası’nın nasıl olup da bu bilgileri taşıdığını soruyor: Piri Reis, suküreyi kaldırıp okyanusların altına nasıl bakmıştı?

Dikkat edilirse, önerme [6]’nın önerme [1] ile çelişki içinde olduğu görülecektir. Yazar kitabın başında bize Piri Reis haritasının uydudan çekilen fotoğraflarla bire bir aynı olduğunu söylüyordu, şimdi ise “uydudan bu görünmüyor” diyor. Burada önemli bir bilimsellik ihlali var: Yazarın iddiaları birbiriyle tutarlı değil. Önerme [7] ise okyanusu ortadan kaldırdığımızda, Arjantin’in ucuyla Antarktika dağları’nın birleştiğini görebileceğimizi söylüyor. Bu iddia, bir okyanus altı haritası kullanılarak ispatlanmaya çalışılmış (sf. 70). Ancak, bu haritada gördüğümüz şu: Okyanusu kaldırırsak bütün kara parçaları bir şekilde birbiriyle birleşiyor. Eğer böyleyse, Piri Reis neden tüm kara parçalarını birleştirmemiş de sadece Arjantin’in ucuyla Antarktika sanılan yeri birleştirmiş? Bu, yazar için küçük bir çalışma sorusu olsun!

Dünya Onaltıgendir!

Kitabın ilerleyen bölümlerinde, yazarın Piri Reis Haritasını tamamlama projesi anlatılıyor. Bu, tek başına çok güzel ve önemli bir çaba. Ne var ki, yazarın buradan çıkardığı sonuçlar, yine, bilimsel düşünceyle yakından uzaktan alakası olmayan şeyler.

Yazar, Piri Reis Haritası’ndaki ikisi büyük, üçü küçük beş yuvarlak şekilden yola çıkarak, “matematiksel bir hesap”(!) tespit etmiş. Sonra, bu hesabu kullanarak haritayı tamamlamış. “Matematiksel hesap” diye ifade edilen şeyin ne olduğu konusunda hiçbir açıklama yok. Sadece sonuçlar sunulmuş. Yazarın kitaba eklediği ve noterden tasdik ettirdiği belgede ise şöyle yazıyor: “Venüs Gezegeninin astronomik sayısal değeriyle bir formül elde ederek, Piri Reis haritasını tamamladım” (sf.174). Eğer bu “matematiksel hesap” gerçekten “Venüs Gezegeninin astronomik sayısal değeri” kullanılarak yapıldıysa, bunun keyfi bir seçim olduğu söylenebilir. Çünkü, yazarın elinde, Piri Reis’in, harita üstündeki noktaları, Venüs gezegeninin astronomik sayısal değerini içeren bir formüle dayanarak koyduğuna dair bir kanıt yok. Zaten olabilir mi, bir düşünün. Bunu yerine herhangi bir elementin atomik değerini de seçebilirdi!

Büyük bir ihtimalle, yazar, Piri Reis’in kullandığı projeksiyon tekniği hakkında bir varsayım yaparak haritanın eksik kısımlarını tamamlamış. Bu işlemin sonucunda karşısına onaltıgen bir harita çıkmış. Yazar bundan yola çıkarak şu iddialarda bulunmuş: [8] Harita tamamlanınca Dünya’nın yuvarlak değil, onaltıgen olarak göründüğü bir harita ortaya çıkmıştır (sf. 80, 174). [9] Piri Reis, Dünya’yı yuvarlak değil, onaltıgen olarak düşünmektedir (sf. 81). Elbette, Piri Reis’in Dünya’nın yuvarlak olduğunu düşünmemesi olasılık dahilindedir. Ancak, Piri Reis, haritadaki notlarda Kolomb’un maceralarından bahsettiğine göre (sf. 23 – 24) Dünya’nın yuvarlak olmadığını düşündüğünü söyleyenlere biraz şüpheyle yaklaşmamızda fayda var. Bir defa önerme [9], önerme [8]’in doğrudan bir sonucu değil. Haritanın yuvarlak çıkmamasına neden olan şey, Piri Reis’in kullandığı projeksiyon tekniği ya da Metin Soylu’nun haritayı tamamlamak için kullandığı yöntem olabilir. Piri Reis Haritası, portolan haritalarına benziyor. Bu haritalar, haritanın farazi merkez noktasından geçen sekiz ya da on altı çizgiyle bölünür. Dolayısıyla, bu haritaları oluşturan çizgilerin uç noktalarını birleştirildiğinde karşımıza onaltıgen ya da otuzikigen bir şekil çıkar. Ama, bu, Dünya’nın yuvarlak olarak düşünülmediğini göstermez. Ayrıca, bu çizgiler bir daire oluşturacak bir şekilde de birleştirilebilirdi. Gerçek şu ki, Metin Soylu’nun çalışmasında yuvarlak çıkmayan şey haritadır, Dünya’nın kendisi değil. Soylu burada neyin neyi temsil ettiğini birbirine karıştırmış. Hatırlatalım: Haritalar üç boyutlu Dünya’yı, iki boyutlu bir düzlemde en az hatayla temsil etmeye çalışır. Haritanın şekli, üç boyutlu Dünya’yı amaca göre en az hatayla temsil edebilmek için kullanılan projeksiyon tekniğine göre değişir. Yani, en iyi ihtimalle, Piri Reis Haritası’nın onaltıgen çıkması, Piri Reis’in, amaçları veriyken, haritadaki hataları en aza indirme isteğinin bir sonucudur.

Dünya’nı Merkezi: Kahire

Kitaptaki ilginç iddialardan bir diğeri Dünya’nın merkezinin Kahire olduğunu söylüyor. Yazar, ABD Hava Kuvvetlerinin, Kahire’yi merkez alan bir haritasından yola çıkarak Amerikalı bilim adamlarının dünyanın merkezinin Kahire olduğunu daha yeni bulduğunu söylüyor. Sonra da diyor ki, Piri Reis Haritası’nı tamamlayınca gördük ki, haritanın merkezi de Kahire’dir. Burada, aşağıdaki gibi bir akıl yürütme egzersizi yapılıyor: [10] Dünya’nın merkezi Kahire’dir (sf. 107). [11] Piri Reis haritasının tamamlanmış halinde dünyanın merkezi Kahire’dir (sf. 108). [12] Önerme [10] ve [11] doğru ise Piri Reis haritası doğru bir şekilde tamamlanmıştır.

Önerme [10] yanlıştır. Kahire merkezli bir harita yapılabileceği gibi, Ankara merkezli bir harita da yapılabilir. Bu tür haritalar, dünyanın merkezi ile ilgili bilgiler vermez. Farazi bir merkeze göre yapılan harita projeksiyonlarına “azimutsal projeksiyon” deniyor. Bu projeksiyona göre yapılan haritalardaki farazi merkez noktası Dünya’nın merkezini göstermez.(bkz. not 3) Aslında yazarın bu iddiası yukarıda bahsi geçen C. Hapgood’un bir argümanına dayanıyor. Hapgood, Piri Reis Haritası’nın Kahire merkezli bir haritayla önemli benzerlikler gösterdiğini söylüyor, ancak bu benzerlikleri Dünya’nın merkezinin Kahire olduğu iddiasına getirmiyor. Ama, hadi diyelim ki, Metin Soylu çok gizli bir bilgiye ulaşmış ve Dünya’nın merkezi gerçekten de Kahire. Böyle olsa bile önerme [11] doğru değil. Kitabın 102. sayfasındaki tamamlanmış Piri Reis haritasına bakınca görüyoruz ki, tamamlanmış haritanın merkezi Kahire değil, Kahire’nin daha güneyinde bir yer. Bana göre, yaklaşık olarak Çad ile Sudan arasında bir yer. Piri Reis haritasının merkez noktasının Syene (bugünkü Aswan) olduğunu iddia edenler var. Bu mümkün olabilir çünkü Syene, Erastosthenes’in yengeç dönencesi üzerinde olduğunu düşündüğü bir kent. Erastosthenes güneşin ışıklarının Syene ile Alexandria’ya farklı açılarla geldiğinden yola çıkarak Dünya’nın çevresini hesaplamıştı. Belki bu bilgi Piri Reis’in Syene’yi farazi merkez noktası olarak almasına neden olmuş olabilir. Mısır yakınlarında bir yeri merkez alması pratik nedenlerle de açıklanabilir: Piri Reis, haritanın merkezini deniz seferlerini yaptığı bölgelere yakın tutarak, bu bölgeler için uzaklıklar ile ilgili sapmayı en aza indirgemek istemiş olabilir. Sonuç olarak, neresinden bakarsak bakalım, Piri Reis Dünya’nın merkezinin Kahire olduğunu iddia etmiş olamaz. Zaten haritanın merkezi de Kahire’nin güneyinde bir nokta. Metin Soylu merkezi Kahire olmayan Dünya’nın merkezinin Kahire olduğunu iddia etmesi yetmiyormuş gibi, merkezi Kahire olmayan Piri Reis Haritası’nın merkezinin Kahire olduğunu da iddia etmiş. Bu bağlamda, yazarın akıl yürütme egzersizinin başarılı olduğunu söylemek güç.

Gerekçelendirme

Yazar, Dünya’nın onaltıgen olduğu iddiasını gerekçelendirebilmek için temeli olmayan başka önermeleri de devreye sokmak zorunda kalmış. Sırasıyla şu iddialarda bulunmuş: [13] Piri Reis havaküreyi ve suküreyi yok saymıştır (sf. 110). [14] Dünya’nın dönüş hareketini neredeyse sıfıra indirgemeyi başarmıştır (sf. 110). [15] “Dünya’nın uzaydaki uzaklık-yakınlık kavramı üzerinde matematiksel bir dizayn yaratmıştır” (sf. 110). [16] Böylece, Piri Reis, Dünya’nın şeklinin onaltıgen olduğunu bulmuştur. Bir kez daha hatırlatalım ki Dünya’nın onaltıgen olduğunu iddia eden Piri Reis değil Metin Soylu. Ama argümanın gidişatı açısından Piri Reis’in Dünya’yı onaltıgen şeklinde kesilmiş bir ceylan derisine çizdiğini varsaymamızda hiçbir sakınca yok.

Standart bir haritada havaküre görünmez. Havaküre olmasa da hava olayları meteorolojik haritalarda görülebilir. Suküre ise hemen hemen her haritada yer alır – ancak, küre şeklinde değil. Piri Reis Haritası’nda da hava olayları yok, ama denizler gösterilmiş. Bu sebeple, Piri Reis havaküre ve suküreyi yok saymıştır önermesi basit anlamıyla garip bir önermedir. Burada, yazar, Dünya’nın şeklinin aslında onaltıgen olduğu iddiasını gerekçelendirmeye çalışıyor. Demeye çalışıyor ki ‘eğer hava ve su küreyi kaldırabilseydik, Dünya’nın onaltıgen olduğunu görebilirdik’ (sf. 114).

[14] ve [15] numaralı önermelerin ne anlama geldiği konusunda fikir üretmek güç. Belki şunu söyleyebiliriz: Metin Soylu, kitabın başında Piri Reis Haritası’nda Arjantin’in ucunun kıvrımlı olmasının nedenini açıklarken diyordu ki, ‘dünyanın dönüşü nedeniyle uzaydan bakıldığında Arjantin’in ucu böyle gözükmektedir’ (sf. 74). Şimdi de gelmiş diyor ki “Dünya’nın dönüş hareketini neredeyse sıfıra indirgemeyi başarmıştır” (sf. 110). Keşke kitabı yazmaya başlamadan önce bir karar verseymiş.

Geoid – Jeoid – Onaltıgen

Şimdi daha da ilginç bir noktaya gelelim. Aynen aktarıyorum:

“Dünya Bilim Kuruluşları ilk incelemelerinde Dünya’nın aslında Jeoid olduğunu
tespit etmiştir.

Jeoid = Sonsuzgen

Ancak Jeoid’i ifade
edebilmemiz için “Jeoid tane” (yani sonsuzgen tane) formül yazılması
gerekecekti. Bu da teknolojik açıdan 21. yüzyılda başarılamamış olduğundan
Jeoid’i Geoid’e dönüştürüp ek bir formül ile hesap
etmişlerdir.

İşte Piri Reis’in Haritası’nın tamamlandığında ortaya
çıkan onaltıgenlik yapı aslında Jeoid’in ana parçasıdır. Piri Reis Jeoid’i
onaltıgenlik bir yapıya indirgemeyi başarmıştır. Dünya’da da Jeoid kavramını ilk
ortaya çıkaran Piri Reis’tir. Piri Reis, bugünkü NASA’nın seviyesine henüz 1513
yılında ulaşmıştır.” (sf. 114)

Bu tür bir akıl yürütmeye verilebilecek en iyi isim sanırım şudur: YANLIŞ YÖNDE KUANTUM SIÇRAMA. Birincisi, ‘Jeoid’ kelimesi ‘Geoid’in Türkçe’sidir. Yani, yabancı bilim adamları bir şeyler yapmayı beceremeyip Jeoid’i Geoid’e çevirmemişlerdir. Bu, muhtemelen yazarın okuduğu değişik metinlerde bu terimlerin her ikisinin de kullanılmasından kaynaklanan bir yanılgı. İkincisi, onaltıgen şeklinin Jeoid dediğimiz şeyle yakından uzaktan hiçbir alakası yoktur. Jeoid (merkez kaç kuvveti sebebiyle) tepeden basılmış yanlardan şişmiş bir dünya şeklini ifade ediyor ve fizik kanunlarına dayanan bir kavram. Yazar, en iyi ihtimalle onaltıgen şeklinin Jeoid’i en iyi şekilde temsil ettiğini söyleyebilir. Bundan daha fazlasını iddia edebilecek bir zemini yok.

Mantık

Yazarın akıl yürütme egzersizlerinden biri de haritaların Dünya’yı temsil etmedeki başarısıyla ilgili. Yine aynen aktarıyorum:

“Dünya yuvarlak ……………………….. Haritalar yanlış
Dünya’nın X olması gerekir ki …….. Haritalar doğru olsun

Yukarıdaki denklemde X olan yere onaltıgen geldiği takdirde Dünya’daki tüm haritalar doğru olacaktır. Çünkü Piri Reis haritası gerçek bir haritadır.” (sf. 117)

Şimdi biraz Metin Soylu gibi düşünmeye çalışalım: Eğer yukarıdaki çıkarsama doğruysa şu önermeler de doğru olmalı: (a) Haritalar yanlışsa Dünya yuvarlak değildir. (b) Haritaların doğru olması için Dünya’nın şeklinin değişmesi gerekir. (c) Dünya onaltıgen ise bütün haritalar doğru olur!

Sanırım Metin Soylu’nun nasıl bir yanılgı içinde olduğu ortada. Haritalar dünyayı gerçekçi ve işe yarar bir biçimde temsil edebilmek için yapılır, haritaların iki boyutlu olmasından kaynaklanan hataları yok edebilmek için Dünya’nın şekliyle ilgili görüşümüzü değiştirmemiz gerekmez. Ayrıca eğer Piri Reis Haritası’nın tamamlanmış hali Dünya’nın şekliyle ilgili gerçekleri söylüyorsa yani eğer Dünya gerçekten de onaltıgen ise, o zaman, yine Metin Soylu gibi düşünerek, şunları da söyleyebiliriz: (ç) Dünya gerçekten de onaltıgendir. (d) Eğer (c) ve (ç) önermeleri doğruysa bütün haritalar doğrudur. (e) Eğer (d) doğruysa, tek doğru haritanın Piri Reis haritası olduğunu söyleyemeyiz. (f) Tek doğru harita Piri Reis haritası değilse, Piri Reis haritasının herhangi kayda değer bir özelliği yoktur.

Görüldüğü gibi Metin Soylu’nunkine benzer bir akıl yürütme ile Piri Reis haritasını önemsiz hale getirdik!

Piri Reis’in İtibarı

Özetlemek gerekirse, bu kitap istemeden de olsa, Piri Reis’e, bilime ve tarihe hakaret etmektedir. Piri Reis haritasının önemi dünyaca kabul görmüştür. Çünkü, Piri Reis üstün denizcilik bilgisi ve haritacılık tekniğiyle kendisinden önce yapılmış önemli haritalardaki bilgileri birleştirmiş ve onlardaki çelişkileri ayıklayarak dönemin en kapsamlı ve düzgün haritasını yapmıştır. Ama eğer biz, Metin Soylu’nun yaptığı gibi, NASA’ya mektup göndererek “Dünya onaltıgendir” dersek ya da NASA’nın Dünya’nın şekliyle ilgili açıklamalarının Metin Soylu’nun araştırmalarına dayandığını iddia edersek (bkz. Anadolu Gençlik Dergisi, Nisan 2003) Piri Reis’in bize kazandırdığı tüm itibarı kaybederiz.

Son olarak, kitapta Cinemascope (www.cfptr.com) adlı şirketin kitabın filmini yapacağı iddia ediliyor. Onlara tavsiyem, illa ki Piri Reis Haritası ile ilgili bir film çekmek istiyorlarsa, Piri Reis Haritası üzerindeki tartışmalar ile ilgili bir belgesel çekmeleri.

Notlar:
[1] Piri Reis haritası ile ilgili “garip” iddiaları çürüten bir yazıyı (İngilizce) şu adreste bulabilirsiniz: http://xoomer.virgilio.it/dicuoghi/Piri_Reis/PiriReis_eng.htm
[2] Örneğin, Profesör Steve Dutch Piri Reis haritasındaki bir çok hatayı gösteriyor. http://www.uwgb.edu/dutchs/PSEUDOSC/PiriRies.HTM
[3] Azimuthal porjeksiyon ile ilgili daha fazla bilgiye şu adresten ulaşabilirsiniz: http://www.progonos.com/furuti/MapProj/Normal/ProjAz/projAz.html

Ali Murat Güven’in kitap ile ilgili yazısını kesinlikle okumalısınız: http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2006/ocak/13/zaman.html

Hıncal Uluç’un kitap ile ilgili yazısı: http://www.sabah.com.tr/2005/08/31/yaz02-10-134.html

Piri Reis Haritası ile ilgili bazı gazete haberleri:

*Milliyet’in haberine göre Piri Reis’in haritası çağının gerisindeymiş: http://www.milliyet.com/2004/09/24/yasam/axyas01.html
*Milliyet’in haberine göre bir Rus Bilim adamı da Metin Soylu ile aynı görüşteymiş ve bir modacı Piri Reis kolleksiyonu hazırlamış: http://www.milliyet.com/2006/09/22/yasam/axyas01.html
*Milliyet’in haberine göre Piri Reis dönemin Schindler’iymiş: http://www.milliyet.com/2005/03/21/yasam/ayas.html

51 thoughts on “Piri Reis Haritası’nın Şifresi

  1. Yukarıda bahsi geçen ve tamamen Emrah Aydınonat a ait tüm yazıları kınıyorum. Sizin gibi kompleksi adamlar değil mi bu memleti bu hale getiren. Siz önce özünüze bir dönün.. Orhan Pamuk gibi memleketi para karşılığı yurt dışındaki gavurlara peşkeş çektirmeyin..

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *